2007-11-30

"... "nasılsın?" diyor.. Kendimi gizleyerek, yaşanan her şeyi saklayarak, her şeyi unutmuş gibi yaparak cevap veriyorum.
"iyiyim, sen?" söyleyecek o kadar şey varken ve ben her şeyi bir anda söylemek isterken sadece bu iki kelime çıkıyor ağzımdan ve içki içmek istiyorum. ..." **

tedirginiz.. neden bilmiyorum.. varlığımı silmek istiyorum.. bir bedene sığışsak ikimiz.. böyle ne kadar ayrı düşüyoruz günden.. ışık yoracak o zaman da.. aynı şehirde bile yaşayamayız biz.. tüm geçmişini silemek istiyorum aklından.. tüm geçmişimi.. sıyrılıp diyorum uyusak yarına kadar.. yanımda olur mu uyanınca? sorularımı biriktiriyorum..

gözlerini avuçlarıma bıraktığı gün öğreneceğim susmayı.. gri günde elaya dönen gözlerini hediye ettiğinde bırakacağım ağlamayı..

hem bağırma.. inanmadığım bir aşk için suçlayamaz kimse beni.. bunu ben yapmadım..

2007-11-26

bir müddetlik kaygı duruşu / you cut her hair

eski arkadaşların evlerinde gün doğumuna kadar aklında dönüp duran.. ya da ne bileyim eski aşkların cenaze törenlerinde marş gibi diline dolanan şarkıları tekrar tekrar dinlemek bir geri çağırışmış.. seslenmek gibiymiş hani.. o zamanların kayıtsız kalamayışlarına.. karşı gelişlere methiye düzmek gibi.. sanki bir tek o zaman mümkündü 'kendi' olabilmek.. herkesin olduğu gibi kucak açtığı.. olagelişlerin ülkesi.. bizim ülkemiz.. umursamaz aklımızın ücralarında sek sek oynaya oynaya büyüdük biz.. kavga ettik barıştık.. aşka düştük ayıldık.. sarhoş olduk ayıldık.. hep ayıldık ama.. bir sonrası vardı.. biz bir vardık, bir yok olup duruyorduk sürekli.. bu kayboluşumuz öyle periodik bir hal alıyordu ki, kaybolup bizi o şöminenin önünde birinin bulmasını bekliyorken, biz buluyorduk kendimizi.. kocaman aynalı, kocaman abajurlu, izbe bir eskicinin şöminesi cayır cayır yanarken taş duvarlarından soğuk üflüyordu boynumuza zebaniler.. katran karası kahvelerin bir yudumunu bile içmedim, ama bir fiske bile vurmadım pamuk yüzlerine, geçmişimin çocuklarının..

şimdi susmamın tek nedeni bu sırtımdaki dayanılmaz ağrı olsa gerek.. burada ateşleri insanla harlıyoruz geceleri.. gözyaşlarımızı yutup karnımızı doyuruyoruz.. vazgeçişlerimizi boynumuza diziyoruz.. yutkunup unuttuğumuz her cümle için bir kere vazgeçiyoruz.. ve sen yine köşeyi dönüp gidiyorsun.. dünden razı yokluğunu da alıp.. bilmemkaç senesinin bilmemkaçıncı ayının o talihsiz günü saat bilmemkaç sularında kalan aklını çelip gidiyorsun.. önemsiz ve yersiz bir kaç cümle daha ediyorum yine.. olduğun yerde herşey biraz daha uzaklaşıyorken, ben barındırmadığın hayatını izliyorum oturduğum yerde.. değemiyorum.. kapandığım küçük odanın kilidi yok.. hissettiğim kocaman yokluğun tarifini bulmak için mutfağa koşuyorum.. gitmişken hassas kantarda ölçüp biçip hissiyatımı sonra kesiveriyorum satırla en göze fer, gönüle şenlik yanlarından.. dermansız dilime pelesenk küfürleri sıralıyorum durmadan.. etime attığın her çentik için bir kere öpüyorum seni.. sonra soruyorum "kolyem nasıl? beğendin mi?"

2007-11-22

hırsımı köpeklere attım


her yanım o kadar aydınlık.. göz gözü görmüyor.. zifiri aydınlıkta karalar bağlıyoruz bugün.. yasımızın rengi beyaz.. aydınlığa atılan adımlarımız boşluğa düşüyor.. düşüyoruz.. kalbim öyle hızla çarpıyor.. heycanıma yenik düşmekten yılıyorum.. yıkılıveriyorum ayakların dibine.. ellerimi tahtakuruları yiyor.. gözlerimiyse bir grup yabancı çalıp götürmüştü çoktan.. o zaman da yeniktik.. şimdi de.. vazgeçmediğim bir kendim kaldı.. yüzümü karanlığa döndüm ki ben aydınlanayım.. yerimden doğrulup bir şarkı söylemek umudundayım..






şimdi bir derin nefes alsam.. yeridir.

2007-11-19

Grenada

Antonio Canales benim çirkin ispanyolum..



Beholder.. mi cara hermoso.. mi la cara de la belleza.. un soleares a usted.. para usted..

2007-11-16

yas


















2007-11-12

şişmam

durup dururken aynı şeyi yaşıyorum mesela.. tekrar tekrar.. özlüyorum.. yalnız özlesem keşke.. gözümün önünde kafanı şöyle sağa yatırıp gülümsüyorsun sürekli.. hala aynı şarkıyı duyuyorum ben.. nerden çıktı şimdi.. bu kadarcık şey miydi beklediğim? kendi olabilen bir insan ve ben.. bir minik yastık.. daha fazlasını beklemek her insana yapılabilecek bir haksızlıktı.. lüzumu yok işler peşinde heba olmaktansa, suratımda aynı şapşal gülümsemeyle bir süre daha uyusam diyorum omuzunda.. ne güzel olur..


üstelik bu aralar Cemal Süreya okuyorum muhakkak yatmadan önce..

"eşdeğeriyle yanyana yürürken
cehennem sokağında birey olmak,
ve en inceldikten sonra
ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.

saat beş nalburları pencerelerden
madeni paralar gösteriyorlar,
yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.

hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
keşke yalnız bunun için sevseydim seni."

veya

"...iki kalp arasında en kisa yol:
birbirine uzanmis ve zaman zaman
ancak parmak uclariyla degebilen
iki kol.

an ki fıskiyesi sonsuzlugun
keske yalniz bunun icin sevseydim seni."

ve tabii hepsinin sonunda 'söz yitimi'*..


bi şarkı daha yükleyelim o zaman.. yüklenelim hatta.. buradan..

2007-11-07

huzur ltd. şti.

bazen nerede olduğunu unutup.. yalnız kendi içinde bir güzel koltuğa kurulmak gerekir.. kulağında o güzel şeyler anlatan müzik.. ne bileyim.. hani kapıda bb&.. yazmadı belki ondan.. bir tek başına huzur'a değme takıntısı.. belki de Tanpınar okumalıyım..

samimiyetin özünde aktarım varsa eğer, anlatmaya nereden başlamam gerektiğini düşünmeliyim önce. kader'in ağlarını ördüğü demek istemiyorum.. hımm..

birisi kalkanlarını cilalıyordu.. bir diğeri adını unutmuş dolanıyordu.. ötekisi çok biliyordu vs.. bilenler bilmeyenlere hayatın bilmemkaç köşesinden nasıl dönüleceğini anlatıyor.. herkes mutlu mesut tamda olduğu gibi, değişmeden hayatlarına devam ediyorlardı.. o zaman da huzurluydum.. bilindik sularda yüzmek keyiflidir çünkü.. ne bileyim.. denizden korkarım ben zaten.. aşina olduğum mekanda, aşina olduğum bir zamanda ve çokça tanıdık bir yüzle gülüşüp konuşuyorduk bolca.. yalnız da değildik hani.. etrafımızda bir sürü bildik insan.. bir merhaba ona.. bir selam diğerine.. vs vs.. her daim barda oturan 'pis moruğun' bana gülüp, öyle saçma şeyler söylemesine de kayıtsız kalamazdım tabii.. insanı nasıl yorar.. nasıl canından bezdirir anlatılacak şey değil.. ama bunu yaparken öyle 'gerçek'tir ki.. hani bilirsin ki o değildi o sözleri söyleyen.. ya da öyle bağırıp çağıran.. şimdi yazarken farkettim de amma bana benziyo yahu.. 'gerçek'ten kastım.. yapmacıksız ve art niyetsiz.. temiz yani.. gerçek. bir şeyleri yaşayarak anlatmayalı ne kadar çok zaman olmuşsa artık, konuşur gibi yazmak konusunda biraz sıkıntı çekiyorum.. zira tüm bunları söylerken çoğunuz bilirsiniz ki elimi kolumu tutamam, ağzım yüzüm oynar, sesim yükselip alçalır, küçük bir yudum alırım... hepsi olur.. olur da işte ben tam dünyada 'gerçek insan' kalmamış diye dolanırken.. koca kafasını kaşıyarak bardan kaldırıp.. "naptın saçlarına?" dedi. "ne demek o?" dedim.. "naptın saçlarına?" ben şöyle usuldan yanaştım.. böyle her zaman ki meymenetsizliğiyle "yapmışsın bişi işte böyle değildi.. tepelerine fön çekmişsin çok çirkin olmuş".. amma sinir bozucusu adam bu be diye geçirdim içimden.. dışımdan çemkiriyordum tabi.. vır vır vur.. yok efendim neden öyle dedin? neden beni sevmedin? neden öyle baktın? ahahaha komple zırvalıyorum hala.. fikirlerim değiştikçe değişiyor.. evrildikçe yamuluyordu tabii.. hımm.. bak yine şimdi farkettim de sen benim aklımı çelebilirsin.. dur ben bunu bi düşüniim..


hayatımdaki herkesle biz.. bizbize ne mutluyuz.. oh.


2007-11-01

hükmüm yok hayatta

bugün yine toprağa bastım ayağımı.. kollarımı açıp bekledim özlediklerime sarılmayı.. bulanıp karalara yas tuttuğum bir sabah daha.. olamayan her 'bir' için.. yine de gözlerim kamaşıyor, ruhumun en ince yerlerinden sızıveren ışığa kapılıp.. bakmayı istediğim ne çok yüz var.. adımlarımı saydım geriye.. vicdanıma yenik düştüğüm onca günün hesabı kendime.. silahın namlusu ağzımda, gözlerim kapalı.. kokusuna aşık olduğum toprak.. sen kucakla beni. sesim çıkmaz.



Aşk geldi..
Damarlardaki kanım gibi oldu..
varlık boşalıp, her tarafım dost eliyle doldu..
zapteyledi bütün ensaî vücudumu.. kaldı kâvi bir namı bana..
Şu koskoca alemde yalnız bir kulum..
Aşk olmasa hiç bir işe yaramazdı gün ışığı..
Aşk geldi.. Damardaki kanım gibi oldu..
Varlık boşaldı.. her yanım dost eliyle doldu..
zapteyledi bütün ensaî vücudumu.. kaldı kâvi bir namı bana..


ya sana varmak ya bana varman..
ya bana gitmeden yanıma kalman..
yasını tutmasam, yaşına varsam..
karanlık doğmadan, ışığa kalsam..
hayal hiç ölçülmez, ne boyu ne de eni..
kaya kürür gönül yakar hep, koru benim..
hayata seninle dayanırım her nefes diken..
diken ne derttir gülüm, canın sağ olsun da senin..
aşkın yok nispeti, bir anda bağlanır kısmetin
her düğüm çözülür, çek hasreti..
havadaki kasvet birazcık benden,
karadaki ben değil, havadaki bazen..
uçan bir kuş, bazen kaybolan bir kumum,
koskoca alemde yalnız bir kulum..
kolkola gezmek her can ile suç mu?
tamam o zaman benim bu alemde en suçlu..

baktım göğe masmavi,bastığım yer hâki..
gördüğüm diyar çok, görmediğimse gani gani..
nefes alıp veren bu can da çaresiz kalınca,
özlemim büyük, yolum uzun, bende bir karınca..
yanan gönül akan suda, o yolun en sonunda..
dostum bende solur, eğer dostum benle kalırsa,
dostun senle yaşar, dostun eğer senle ölürse.
bir çiçek olup açar belki tekrardan doğunca..
her açan senin gülün, hergünse benim günüm..
gözyaşı insan külüyse, her yakan insan sözü,
kıvılcım sözün özüyse, ayrılık yakar gözü..
tek gören gönül gözüyse, kelamım gönül sözü..
yalnızlıktan galip çıkmaktır irfan hiç olmadan,
irfan çıktığın her seferden dönmek hasret ekmeden..
ektiysende ders almaktır hasret filizlenmeden,
ekmediysen gönül almaktır seferin bitmeden..


Koskoca alemde yalnız bir kulum..
irfan gönül almaktır seferin bitmeden..


Mercan Dede - 800

Mevlana'nın 800. yaşına ithafen.. fena halde güzel bir şarkı.. derim ki dinleyin. sözleri hiçbir yerde yok.. o nedenle inat ettim, oysa ki yalnız son bölümü yazsam yeterdi.. ah be! her neyse muhtemelen bir sürü yanlışım vardır.. düzeltin beni. sağdaki kutucuğumda en tepedeki şarkı..