geleceğin habercisi
zamanın avucunda ufalanıp unufak olmadan, yarın güneşe yüz sürebilecek kadar aydınlık olabilecek mi insan? sorgulamanın başından sonuna adım adım devam edip, yerine bir şey koyamadığım bu boşluğu nerede edindim bulmalıyım.. nereye bıraktım sol yanımı? olmayan hallerin habercisi, tamamlanmayan göz kontakları ve yarım yamalak ben'li cümleler.. birini yaşamak mı dinlemek mi daha kolay düşmeni sağlar, ağına.. tuzağı olmayan kucaklara uzanıyorum.. olduğun yer.. yenilenmenin en kötü yanı eskiyi geride bırakmak sanırım ve sen bunu garipsediğini farkettiğinde kabullenmeye de başlarsın, ki bu tamamlanan bir dairenin tam ortasında, kendini çevrelediğinin işareti.. olduğum yer.. kendi kulağıma fısıldadım olacakları.. gözümü kapatmıyorum.. hiç bilmediğim bir dilde bu şarkılar.. kulağımı tıkamıyorum..
yansımama değil, suya bakıyorum..
ışığında kendimi değil, gölgemde dünyayı görüyorum..
"and when you saved the faceof many others than meknow that i don’t forget a thing, but one erases.."
nana

bu bir kaybolma savaşı.. ne söylediğimizin önemi yok.. bir hastane yatağında uzanmış yatarken.. yanıbaşında sessizlik durur.. söylemeyi umduğun herşey dudaklarının arasına sıkışır.. satılıktır.. kıyaslamanın başladığı yer orasıdır belki.. o sırada "neler vermezdim.." deyip bir sürü şeyle boy ölçüşürsün.. ve hep biraz kısasındır.. sıkışmışsındır sessizlikle duvarın arasına.. ne kadar istemesende umudedersin bir de.. belki en kötüsü.. "yarın, daha iyi olacak.. "
ve fakat tarih tekerrürden ibaret değildir.. bazen gerçekten daha iyi olur.. hep ölümü kucaklamaz ilaç kokusu.. hep aynı acıları çekmez insan.. baştan aşşağı korku sardığından bedeni.. saklanmaktan utanır da yüz yüzeyken söyleyiverir: geçmişten gelen esinti geleceğin habercisi.. aynı döngüde kavrulur insan.. nasır tutmayan parmakların acır..
ufak bir çığlıkla alev alır kağıtlar.. geçmişimiz silinir gözlerden.. zihinden silinmesi zaman alsa da çabucak vazgeçer hatırlamaktan.. gülname dökülür dillerden.. somurtan yüzler gül olur.. yanında bir ben olur.. yanımda bir sen olduğu gibi.. söze ihtiyaç duyulmayan yerlerde geçmişi söyler susarız.. güneş doğar üzerimize.. gün döner, adın gibi 'sır' olur kucağındakiler.. hem belki bu yarın gerçekten daha iyi olur..
korkma cecom..
çakma galeyan
kahverengi.. kadife sokak.. kadın kahramanlar çevreliyor etrafımı.. bir sürü cümlenin arasından süzülüp tam da hayal ettiğim gibi karşıma dikiliveriyorlar.. yine mi yalnız içicez? sonbaharı karşılarız belki.. rüyalarımda güneşleniyorum.. saçlarımın rengi açılıyor.. gözümü üşüyerek açıyorum açık renk duvarlarına odamın.. buz kesiliyorum öyle uyuduğumu hatırlayınca.. bir ben kendimi bu kadar sarmalarken.. en çirkin halimle çıkmak istiyorum sokağa.. öyle durmak istiyorum sadece.. bir senin şerefine içerim.. bir kendi.. kendikendime oturmaktan öyle sıkılırım ki hemen atarım kendimi en tanıdık sokaklara.. sonra? öyle dolana dolana tanıdık simaların yanında bulurum kendimi.. bu bir tesadüf olamaz.. saçma iki cümle sarfedebilmek için otururum masaya.. o sıra biraz daha yabancılaşmış olurum sanırım oradaki varlığıma.. kafamda sürekli Robert Smith'in sesi, mekanda beter kadın vokaller çalar..
-- Dili geçmşi zaman: tüm ışıkları kapatmışlardı.. sesim yankılansa ondan korkuyordum.. sesizce yürümenin en doğurusu olduğunu düşünüyordum ki.. bir kapı açıldı.. hiç alışık olmadığım bir halde.. hiç bilmediğim bir zamanında en azından.. daha sessiz olmasını beklerdim.. kapı açıldı ya içinden çıkan tanımadık bir sima olduğundan başka bir korku sardı.. oramı buramı mıncıkladı.. tepki veremeden sözlerini dinledim çirkince adamın.. dışarı çıkmamı söylerken yeterince şaşkındı.. o saatte mermer binanın içinde ne işim vardı.. yaşadıklarımı unutmadan adım adım takip edebilir ve başkalaştırabilirim bay çirkin demem gerekmedi.. ( ben bir hikaye kahramanıyım.. en başından anlatmamı ister misiniz mösyö? ) --
sonra ben şarkıyı söyleyen kadının sesine aşina olana kadar orada dururum.. yapacak daha iyi bir şey olmadığından çıkıp gitmeye karar veririm.. günün saçma sapan bir saatinde vazgeçmeyeceğime emin olurum.. yatağıma dönüp, göğsümün ortasında bir ağrıyla uyanırım açık renk duvarlarına odamın.. ne biliyim.. baya saçmalayabilirim istersem.. bildiğin hezeyan.
"..Drink up, baby Look at the stars. And I'll kiss you again Between the bars..Drink up one more time And I'll make you mine And keep you apart Deep in my heart.."
yaşasın huzur!
söylemeye korkuyorum gerçi.. içimde büyüttüğüm bir sürü cümle var sarfedilmeyi bekleyen.. camda aksimi değil, gölgemde dünyayı görüyorum.. yeryüzünün en pesimist insanı olduğumu düşünürken kendi ellerimle boğdum yerimi çalan yüzsüz kadını.. gün döndü.. yarın oldu.. güneş yüzüme doğdu.. tıpkı söylediğim gibi ışık bıraktı gözlerime.. paniğe mahal vermeden, sakince ilerlemek gerekmiş taa o zaman.. arkaya bakarak yürümüşüm, saklambaçta hiç ebe olmamışım ben.. yüzüme bikaç damla düşerken arınmanın eşiğinde, karşımda gireceğim bir kapı olduğunun farkında ve cesurum.. bugün bütün çaylar şirketten..
ve tanımadığım bir sürü insan arasında öyle sıkılmış beklerken bir anda sesi duyulan minik adama uçan balon alıcam.. sonra elma şekeri.. sonra bir sürü öpücük vericem.. lunaparka götürücem.. bugün en çok onu sevicem..
Must be dreamin'
yaşanılan her şeye öyle gereksiz anlamlar yüklemişim ki, kendi içimde kumdan kaleler yapıp kendi elimle yıkmışım.. mışmışım.. birilerinin hayatında -mişli geçmişe tekabul ederken, sende varolmanın huzuru çöktü üstüme.. bi yandan kapıdan adımımı attığım günden beri herşeyi baştan öğreniyorum, çocuk gibi soru soruyorum sürekli.. şaşkınım evet kabul ediyorum.. kıymet bilinmesi kıymet verilmesinden midir yoksa tanrının kucağıma bıraktığı güzel hediyem misin bilemedim.. doğru zamanda doğru yerde olmuşumdur belki ilk defa.. adım adım yürümüşüm de gelişine yol almışımdır.. asıl şimdiye kadar 'el yordamıyla devam etmişim hayatıma.. 2 kolum olmasına rağmen..' ondan mıdır alışık değilim engebe olmayan yollarda yürümeye, sıcak karşılamalara.. ara sıra "yine ayağım burkulacak eminim" diyorum kendi kendime.. koluma giriyorsun.. iyi ki yapıyorsun..

biraz böyle yürüyelim mi?
".. I must be dreaming
Or we're onto something..
I must be dreaming
Or pinch me to waking.. "