2006-08-31

gün ece güneşi tuttu avucunda

elimin altında küçük yok oluşlar.. kimin hediyesi hatırlamıyorum sandım.. yanılmışım.. beni en çok o sevdi..
avcuma bir kalem sıkıştırdığında en güzel hediyesi sandım.. elim yüzüm mürekkep.. her yazdığım kelime leke gibi göğsümde..

söylediğim gerçek olmuyor.. sustuğum duyulmuyor.. uykularıma gölge düşer oldu..

ne kadar çok sevdi beni? kolumdan tutup duvara çarptığında yüzümü, "senin adın bu değil" dedi ya.. o zaman anlamıştım yüzüme başka bir yüz çizdiğini.. elimden başka bir eli çekip yüreğine koyduğunda kimse yok sandım gözlerinden geçen.. ben geçiyormuşum gözlerinden.. esintimi yanına almış da ondan gitmemişim peşinden.. benim adım bu değildi ya, döndüm yüzümü olmayan ülkeye.. ve bir ve iki.. o beni iyi bilir.. ve üç ve dört.. gittim, sonrası taş toprak olacak bütün yollar dedim.. bulana bulana devam.. beni ne kadar sevdiyse o kadar çok çabuk kırıldı kemikleri gittiğimde.. tuzla buz oldu Tanbey.. kocaman elleri bırakmadı gölgemi.. şimdi lanetli topraklarında çiçek açmıyor bu diyarın.. avcumun içinde bir kalem.. elimin altında yokuşlar..

2006-08-29

50 küçük adım

hepsini baştan söyleyelim.. olmadı baştan yaşayalım olmaz mı? ne iyi ne kötü.. ortada bi yerde ip üzerinde küçük cambaz.. adam olana az bile dersen de haklısın.. demezsen ben haklı olmuyorum yalnız.. kafam karıştıkça karışıp, "kırmızı kaplı kitaplar okuduğumuz zamanlardaki gibi boyalı hülyalarımız olsa mıydı?" dememe sebep oluyor.. yani bir dizi sersemlik.. arkası yarın saçmalarından özenle seçerek sunuyorum.. hepinizi seveceğim.. şimdi sadece uyumak istemiyorum bir süre.. yapmam gereken çok iş, türkçeleşmeyi bekleyen çok söz var.. sakin olmak istemiyorum.. unutmak istemiyorum..

dansetmeye gidelim mi?

2006-08-27

space - dye vest

neler olduğunun farkında bile değilim.. kapılar çarpılıyor.. kurduğum cümleler ağzımdan çıktıklarında bir başkasına ait oluyor.. bakışlarım kendime çevriliyor.. balık gözünden bakıyorum kendime.. etrafımdakiler büyüdükçe olduğum yerde sabit kaldığımı sanıyorum.. çok yanılıyorum.. suçlayacak kimse yok.. olan biten saçma sapan bir süreç belki.. bir sonrasına adım atıldığındabir önceki önemini yitiriyor zamanda.. zamanın zavallı kollarında can veriyor çocukları.. o üzgün.. o sessiz.. diğerleri için hayatta kalan kadın.. kendi acılarını unutan kadın..

"Yani onlar tüm acılarına gark olmuşken, öyle kibarca değil, acılarını dağlayarak hatta kesip atarak tüm kederli yanlarını alıp götüreceğim. Peki ne kazanacağım? Böylece bu kadar çok acının üstesinden gelmiş bir ruh, yara bere içinde bir bedende bir tane yara için sızlanmaktan utanacak." Seneca - De Consolatione Ad Helviam Matrem


" There's no one to take my blame
if they wanted to
There's nothing to keep me sane
and it's all the same to you
There's nowhere to set my aim
so I'm everywhere
Never come near me again
do you really think I need you
And I'll smile and I'll learn to pretend
And I'll have no more dreams to defend
And I'll never be open again
I could never be open again.."

bir öncem var.. ve sonram da olacak..

2006-08-22

Hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında!
Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin.

diye okudum bir yerde, kendime yazmadım hem sen aklıma geldin okuyunca, hem nasıl olsa bir sen okuyorsun :) hediyem olsun bubu. nee en çok beni mi özleddiiin? derken yarın her zamanki yerde saat 3gibi? demeyi görev biliyorum.

2006-08-18

bazı cümleler 'seni' anlatmaz

adını andığım günlerde [-ki bunu nadiren yapıyorum artık.. 'kendime itiraf edemediğim bir şeyi başkasına nasıl söylerim ki ben?' yalnız kaldım senin gibi-] yani yüzümün yarısını ışığın çaldığı günler yine günah işliyorum.. beni düşündüğüne inanıyorum..

"love, prepare yourself to shine
i have no other way
you should know by now

no, there’s no reason to hide
we all know you’ve got pain
we all know you’ve got pride
i really love your pride

as i see my reflection
shining from the corners of your eyes

yes, it’s my philosophy
that when i believe in you,
i believe in me, i believe in me

love, i’m tired of nostalgia,
it’s just trapped imagination
i’m happy with right now

no, it’s not that i’m afraid
of something i may find
it’s just all those designs
we put on everything

once we’ve had the experience
romanticized until it’s worth a while

my love, i want to know the truth
i want an empty room that i can scream in
don’t have to believe in

my love, i want to be myself
but not all by myself, not all by myself

yes, it’s my philosophy
that when i believe in you,
i believe in me, i believe in me

love, i don’t know how to say
it felt good to walk away
take back some of what is mine
‘cause it’s hard to see you shine
‘cause it’ hard to see you shining
when i’m here slowly dying

you know i don’t feel proud to be so selfish
i don’t really mean to bring you down

yes, it’s my philosophy
that when i believe in you,
i believe in me, i believe in" **


yüzümü geri ver!



** pipetim bu sözleri yazmak zorundaydım.. taa yalovadan gönderdiler?!

2006-08-13

ters yüz

bana dönmekten bahset.. içinde olduğum durumun ne menem bir karmaşa olduğunu anlamadığını anlayayım.. küçük kafanın içinde dolaştığını sandığın onca cümlenin ziyan olduğunu söyleyeyim.. neden bu kızgınlık?


'birgün herkes öğrenecek bir şekilde' diyor adam ya hani.. önemli değil.. ben gitmiş olucam zaten.. bilmeyenlerin yanından.. ve ilk kez bilmediklerine üzülecekler belki.. hem üzülmek ne kelime? ağır kahır yüklerim omuzlara.. varoluşum amaçsızca yuvarlanmak değil yolun taa üzerinden.. parmaklarımla oyacağım gözlerinizi ve ruhunuzu alacağım pamuk ellerinizden.. "ah ne lüzum vardı?" küstahlığında, sarınıp üşümeye devam edeceğim.. ruhlarınız ısıtmaz. .


nokta boşluk nokta ile devam edebilmeye çalışıyor insan işte.. bi boşluk varsa atlanır belki umuduyla.. mayalara göre son 6 senemizde sevişerek ölücem diyorum sana.. sen bana sokakları anlattırıyorsun.. onun olmadığı yerlerin dibine çöküp dizlerim boğazımda içkimi yudumlarken yarın bugünden daha dönülmez olacak mı diye düşünüyorum.. cümleleri uzatıp urgan yapıyorum.. yağlı urgana sarıyorum etlerimi.. bilmediğin yerden geliyorum.. 'ben, Lady Macbeth..'


"Gövdemi ve tinimi sordular. Arzuydum ben, Lady Macbeth, tutku ve mülkiyet ve yitiriş, Julliette, herşeyi taşımak isteyen Atlas'tan zincirinden boşalmış bir tanrıya döndüm. Bir susuyorsam, bir yırtıcı çığlık: ..."**


benim sesim kısık.. bana dilsizliği anlatsana .. hani o bilmediğin diyarların büyülü otlaklarını anlatır gibi.. hiç denememiş olsan da.. bana hiç bilmediğin yanımı anlat mesela.. uzunca dinlerim seni.. benim hakkımda her bilmediğini kuş tüyü yastığımın arasına saklarım.. ne sen bil ne de ben.. adını unuttuğumuz yazarlardan bahsedelim seninle.. olmadığından bahset bana mesela.. hiç doğmadığıma inandır beni ... .. adımı unut. bitmek bilmeyen sözlerimi oku.. ve susmasını öğrendiğinde sus benimle.. sözlerimi geri alacağım senden.. zamanında söylemeyi unuttuklarımı gömdüğüm yerden çıkarmayı becerebilsem söylerdim belki.. önemli mi ki? rahminde rüzgarla döllemiş beni annem.. ben, yitiriş. savrulmayı iyi bilirim.



** Enis Batur, Koma Provaları

2006-08-03

ağustos ikiçiftsıfıraltı, üç

binlercesi ölüp binlercesi doğuyor. yaşadığım hayata ve dahi kendime yabancılaştığım şu dakikalarda birini daha uğurluyorum. duvara çarpıyor, boşlukta çınlıyor çığlıkları kadınların ve haykırışları adamların.. birileriyle vedalaşmak zorunda bırakılıyorlar.. nerede olduğumu unuttum.. yapmayı istediklerimi, beklediklerimi.. köreltiyor zaman.. yaranı sarmasını isterken, bir daha hissetmeyeceğini düşünmüyorsun yaralanan yanını.. kelimeler birbirlerinin ayaklarına dolanıyor..

her ne ise..



2006-08-02

honey

bakmadan dinlemek daha hoş sanki.. yeni bir ay doğuyor ya nasıl olsa.. 'sonsuz yazın' eteklerinde oyunlar oynayacağız..

"honey i told you
that these things never last
and one of these days now
you`ll start dreaming of the past

when life was once too short for all the things we`d do and the shots we`d call
and endless summer without a fall
when promises were meant to keep
and nighttime wasn`t meant for sleep
a love story at it`s peak

doesn`t it feel good
to know that you`ve been loved
and doesn`t it make you
laugh when you think of

the day when we all got lost on the old mans farm
just trying to get across
it was only then i knew what love was
sunday mornings that never ended and hangovers that never mended
a love story at it`s peak"

mutlu son?