kirpiler korktu kalbimde
canım..
zuhal olcay dinliyorum yine.. bazı şeyleri söylemek zorunda olmak ne kötü.. bi yerlerde olmayan insanlar büyütmek sevgileriyle sonra kaybetmek.. sonra yağmur olup düşmek.. buharlaşmak.. tekrar yağmak.. söylemesi kolay oldu her zaman.. kelimeler bi çırpıda adam oluyor ağzımın içinde.. sonra tek istikamet sen.. sen yani artık kim bilemiyorum.. uzun zaman oldu.. belki alıştım.. ama gözyaşı bu akar.. yağmur bu düşer..
"dinle yağmuru.. dinle.. teselli bul türküsünden.."
yüzleşmek.. yüzüne değmek ama eskisi gibi.. artık olmayan sana yüzsürmek.. telaşsız.. sakin.. suratında kocaman bi gülücük varken.. rakı içerken..
utanmadım.. hiçbi zaman.. ve utanmıycam.. belki de hiç olmayan.. hiç tanışamadığım birinin avcuna sıkıştırdım kendimi.. onun hissettiği herşeyi hissediyorum.. bir de korkup sıkmasa yumruğunu.. ama gözyaşı bu akar.. hiç olmayanın izi kalmaz.. gelmeyene gel denmez.. yani ben
ıssızım.. ben sessizim.. sen uykusuz..
Tuana
programımıza bir şarkıyla devam ediyoruz.. Levent yüksel amca neksel albümdü be şu medcezir..
" ......................... Tuana, dallarına karlar yağıyor tuana..
Ay, yüreğine ayaz vurur da..
Sen üşürsün oralarda.
Uyan, artık uyan !
Kara gülüm zaman yok,
kara gülüm Mekan yok.
Tut, asırlik umutlarla acilarla..
Tut, bırakma pesini hayatın ateşini... gel !
Ah, akıp gider oyun.. akıp gider..
Devam eder hayat...
Ah, uyan da gel tuana !
Yüregim kan ağlıyor.
Sana söz yine baharlar gelecek..
Sana söz ışık sönmeyecek..
Ölüm yok ki tuana uyan !
Şimdi yaşanacak ..............................................."
soledad

burada.. hiç bitmeyen şarkısını mırıldanır gibi yürüdü.. ayakları incecik siyah saçlı kadının.. ışıklar geçiyor, insanlar geçiyor iki yanında.. o burada değil sanki.. olduğundan farklı değil.. sadece kapalı.. taa içerlerde bi yerde.. yani o duvarları.. yüzündeki ifadesizliği.. etrafındaki sisi aşınca.. bir piano sesi duyuluyor.. topuk sesi.. oraya adım atıyor.. içine bükülüyor saçları.. baktığında sızıveriyor bedene..
sarıldığında soledad.. benim güzel kadınım..
olmayanı kalbulleniyor.. kolunu atıyor onun boynuna.. gözünü gözüne dikiyor.. elleri birleşiyor sahnenin ortasında.. bir adımın sesi durmadan diğeri duyuluyor.. ışıklar, sesler geçiyor içinden.. o ince keman sesiyle varoluyor sanki.. bambaşka bir kadın.. bambaşka bir zamanda kimin kollarında unutuyor herşeyi.. ve kim çalıyor kelebekleri saçlarından.. kara geceye terkediyor ellerini..
soledad benim yalnız kadınım.. nerede kaybediyor gecesini gözlerinden çalınan yıldızları ararken..
PinHaNi

tadından yenmez bir şarkılarını canım ayça şen başkanımın programında dinledikten sonra.. fellik fellik aradım.. hatta rend efendi de bilir "yahu bir şarkı dinledim ama kimin olduğunu duyamadım doğru düzgün." diye dolanıyordum ortalıklarda.. işte mutlu son!! (olaya gel?)
niyanım, şekerli türk kahvem, sayesinde bu şarkıya ulaşmış bulunuyorum..
www.pinhani.com adresinden dinle.. hele bi gel.. akabinde hele bi gel yazısına sağ tıklayıp farklı kaydedebilirsiniz.. bilebilebilirsiniz.. artık düşünün.. ayrıca adresin arka planında ki kendine sarılmış insan olarak algıladığım şekli kim çizdiyse o ellerini yirim ben yirim!
"HELE Bİ GEL içinden geleni söyle , kalırsa yazık olur
hayata küsüverirsin , hüzünler seni bulur
bişeyler yapabilirsem güzel gözlerin için
başından geçeni anlat , masaldır benim için
hele bi gel , uzaklar sana gelir sen hele bi gel , bütün dertler bitiverir hep seni bulur , uzun zor sıkıcı günler yazık olur , hadi gel kurtar bizi .............................."
atın atın! eski parçalarınızı çöp kutunuza atın! Pinhani geldii hanııııııımmmm!!!!
'an' tesellisi (imtırak)
burada adımının olduğunu düşünüyorum.. tam benim geçtiğim yerden geçmişsin gibi.. hani o anda bi şekilde benim geçtiğimi düşünmüşsün.. ama "yok" demişsin benim gibi.. "muhakkak saçmalıyorum.." çok bişey mi istediğim diyorum.. isyana meyil veriyorum da olacak iş değil o cevaplarıyla sarsılıorum sağ duyumun.. sağ tarafım felç anlayacağın.. sürekli çekişiyoruz ne o beni çekebiliyor ne ben onu.. burada böyle gücümüzü tüketmekle meşgulüz.. sonuç mu? sonucu olsun diye değil.. hem duy diye de değil sözlerin söylenme sebebi.. yani herşey bir amaç için yapılır dediklerinde "evet" diyorum.. "haklısınız.. ama ne kadar?" ne kadar süre devam eder bu körlemesine yürüyüş..
ya da bir anda kaçalım mı? üzerine düşünecek ne çok şey var ile yok arasında dansediyor..
sessizliğin pofidik yatağına atsam kendimi sırt üstü.. güvenle uyusam şöyle rüyasız karanlıklarda.. dinlensem.. dinlense..
kozalansam da kelebek olmasam..'an'ın itibarıyla okşuyor yüzümü "
uyu.. uyan.. nolur dayan!"
"father who must be killed"

hiç bir özür işe yaramayacak..
"There's a law against me now
And the father who must be killed
With his dying breath, he grabs her hand
And he looks into her eyes
He says "I'm sorry" and he dies"
"mama don't miss me!"
en beter benim böcekli kalbim..
kimin umurunda.. elimin altında saklamışım dumanları.. parmağımla ezmişin geçmişin başını.. eski kasetlerimi çıkarmışım kutusundan.. bu sefer yarın için dinlemişim.. bu sefer bugün için iç çekmişim.. ne farkeder..
"ben o gün yandım işte.. sabaha doğru üçte.. çok zaman oldu.. ben kaldım hala o yüreğimin vurgun yediği terkedilişte.."gitmiyorum bu şehirden.. seni bana getiren.. beni içine çeken.. ben ileri gittikçe ayaklarım geri geri.. gri asfaltına peşkeş çektiğim ayaklarım.. yürümesini de bir daha öğreniyor.. unuttun.. parlayan benim geceye.. senin parlayan yüzün.. senin parlayan gözlerin, benim..
"ah beni beni.. sar beni beni.." güneşle sarmaş dolaş olmuşken.. görmeyi umudetmediğim bi anda rastlayı veriyorum suretine.. hep biraz eksik anlatıyorum.. eksile eksile çoğalıyorum ya bunu nasıl anlatsam bilmiyorum..
"tekerlekler almış başını.. dönüyor.. dönüyor.."sanmak yok biliyorum.. kirpiler korkuyor kalbimde.. umudetmekten.. olmayacak olanları kabul etmemekten.. kalp kalbe mualif.. kalp kalpten beter.. can.. ciğer.. canpare..
"nerelere gideyim.. nasıl edeyim.. beni en çok bu kahrediyor.."
not: Sezen aksu yasaklansın.. memedi yeri geldimi cümle bile çalarım..
yalnız gezerin küsleri
üşüdüm.. sanki burası uzakmış.. olamamışım gibi.. vücut bulamamışım da dışarıdan seyrediyormuşum içimde gezinen, durmak bilmeyen, kemirgenleri.. hem geç oldu şimdi.. başlamak için biraz daha geç oldu.. hem de sayısı unutulan adımlarımın beni götürdüğü yer yine o kilise olumuştu, adını unuttuğum insanlar geçiverdi patikadan.. ve yollar bana çıkar.. yollar içimden geçer.. parça parça devam ettiğim her başlangıç .. başlangıcın sonu olmaz.. tekrara gebe bitişten çok.. kendimi unutmaya zorladığım her an ve herşey "bir daha"laşıyor, sonra güne aşık, geceye aşık kalakalıyor olduğu yerde.. yalnızca bir süre..
yabani gurur, hakim.. gurur, aşılmaz bi yalancı sevinç.. kocaman ego.. sözünü sakınmaz.. aslında patavatsız.. üstelik arsız..
ama ben yeşil yamaçlarında kıvrılıp uyuduğumda anladım orası benim.. benim evim.. asıl olunması gereken yer.. olunması sakıncalı yer.. adımı unuttun ya şimdi.. evimi yaktılar.. evimi yıktılar..
bilmediğin bi şehrin gecesi ne kadar korkunç olur? başıboş.. sonu bi türlü gelmeyen yol.. yürüyemediğimi farketmem bile zaman aldı.. sanki uzakmış.. olamamışım.. söz bulamamışım da susuyormuşum senin gibi, ait olmamışım.. bende
gerçek olduğun kadar olmadın hayatında..
ama ben cupido'nun yüzüne baktım gece uyurken.. mum damladı elimden.. açtı kocaman kanatlarını.. arkasını dönüp gidişine bakamadım bile.. suçsuz merakıma yenik bekledim.. fayda'dan başka herşeyi.. gizemli cupido, hiç gelmeyecek olan, uçtu koca pencereden..
benim
küçük sevgilim.. sakın yere basma.. bütün patikalarda adımım var.. ve yollar bana çıkar..
"onlar bilmez.. bakarlar yüzüme sanki yoksun gibi.. sanki yalanmışız gibi..
benim küçük sevgilim ben sana neler yaptım.. kızdım sayfalarca..
onlar bilmez.. yakarlar canımı.. sanki yoksun gibi.. sanki yalanmışız gibi.."

lose your face
It takes the pain away
that could not make you stay
it's way to broke to fix
no glue, no bag of tricks
Your smile would make me sneeze
when we were Siamese
Amazing grace in here
I'd pay to have you near.
Don't go and lose your face
at some stranger's place
and don't forget to breathe
and pay before you leave
Lay me down, the lie will unfurl
lay me down to crawl.
few are silent
"ve ben bütündüm.. " belki istemediğimden.. inanmak dediğin, sınanan sevginin güçsüzlüğüne ise evet.. belki.. hergün aynı yokuşu inmekten sıkılmıştım ben.. düşeyim ki alışıla gelmiş olanı hatırlamak mümkün olsun.. verdiğin sözlerin arkasında durdun belki.. buradan bakınca herşey o kadar basitken.. oradan bakamadığımı farkediyorum bazen.. önemli mi? hayır.. sonuçlarla ip atlıyoruz..
" sevemedim sualleri.. cevapların yetersiz kaldı.." denemekten korkmadığım zamanlarda, her biri önüme dizilen gereksiz diyemediğim yaşanmışlıklar olur nedense.. tersine dönen bir şey yok.. kimsenin yaşadıklarımı anlamsız kılmasına izin vermem ..
"dayan sabır gerek.. yolun uzun.. vakit kısa.. "
gidiyorum ben..
iki damla sanmıştım.. değil.. üstümüze yağıyordu sanki.. hem o yıldızlar o kadar uzak olamazdı zaten bilmiştim.. bi terslik var.. "hep böyleydi.. hep böyle gözükür zaten, deniz bu kadar yakındayken.." elim ayağım sırılsıklam.. çiğ düşürdü üzerime sabah.. açılmayan gözlerim.. yada konuşamayan ağzımın değil.. olmayanın kaybı.. sıyrıldı tenimden.. içimden geçti.. sezdirmeden çekildi kanımdan.. gül yüzünü soldurdu.. içi dışına çıktı ruhunun.. acıdan kıvranırken daha fazla görmeye dayanamadım ki kalayım.. gözünün yaşında kaybolduğum.. bal.. bebeğimiz öldü..
onca ay içimde büyüyen çocuğum öldü karnımda.. onu bir daha hissedemeyeceğime üzülüyorum şimdi.. özlemekle bitmiyor çünkü.. söylenecek söz yok.. tutsak düştüğüm yerden salıverildim belki.. hatırlamadığım ne varsa hepsini bir daha öğreneceğim.. nasıl oluyorsa zaman sarmalayacak yaralarımı.. etim kendinden yenilenecek.. nasıl olsa devam edeceğim.. geceyle sevişip.. gündüze gebe kalacağım.. bir tek senin çocuğunu doğur(a)mayacağım..
hoşça kal
I'm out of reach

"i had a thought of you,
in solitude without rescue.
your thoughts are in the
puring rain,
and you feel the way you
did before i met you.
now i see the pain
forcing you to blame,
the only man that loved you.
well no one more got
close to me before.
i'm amazed i let you.
to and fro,
is how my thoughts
would go,
while i was looking for,
my release.
you should know,
i had to let you go,
now and forever more,
i'm out of reach.
now i see it all,
right before me,
your little story.
my role was on the page,
i refused to play in your
tragedy.
i feel no remorse whileyou deal with yours.
how you feeling lately?well no one more got
close to me before.
lady you betrayed me.
to and fro,
is how my thoughts
would go,
while i was looking for,
my release.
you should know,
i had to let you go,
now and forever more,
i'm out of reach.
hence in the past tense,
the sentiments,
the arguments,
taking offence.
the only consequence,
i'm left to lament,
the love that came and went.
i'm still a true gent.
never bitter and never
twisted.
only optimistic about
the main statistic.
number one is standing
vertical cause i never
take things personal.
believe me,
my woman my woman
is gone,
and so me jus move on.
da linguist, this producer
this performer,
moulded by the pain and the trauma.
i'm on a mission to listen
to intuition more than
i've ever done before
never keep it hidden.
i won't waist away,
i'll wake up from day
to day and i'll face this.
you're on a need to
know basis.
to and fro,
is how my thoughts
would go,
while i was looking for,
my release.
you should know,
i had to let you go,
now and forever more,
i'm out of reach.
out of reach."
mattafix - to and fro .. 'ç'alıntıdan başka söyleyecek sözüm de olacaktır.