kendim kendimi kendimden kendime
mükemmeliyetle aramda çin seddi.. adım adım arşınladığım sokakların ortasında bir küçük sokak köpeği gibi eciş bücüş.. hiç olmamış, hatta olamayacak bir mucizeye gebe gibi.. karnım burnumda.. olduğum yere çökmüş beş taş oynuyorum.. benim dünyamın duvarları yok ya hani ondan acemiliğim.. güldümse kendime.. ağladımsa kendime.. içimde bir küçük dünya.. gözümde bir kambur gölge.. bildiğimden şaşacak.. veyahut sözümden cayacak değilim.. olduğu kadar varsam eğer bu debdebenin içinde.. olamıyorsam ya da bu kadarsam.. kimsenin olmayan 'sen'imi de kendime saklayacağım..
ah be..
"hatırlat bu haziranda çocukluğumu yakalım"
kendine sırt çeviren küçük adamlar.. aklımın içinde kolkola verip, dönüp duran, bir türlü ucunu bucağını göremediğim küçük cümleler.. ket vuruyor... huzur, elleri kolları bağlı, ağzına kocaman bir yasak elma sıkıştırılmış beyaz elbiseli, dalgalı saçlı kadın.. kafamızı döşüne koyup, aklımız erdiğinden beri hiç duymadığımız eski bir masal gibi uzakta.. kapıları açılmadıktan sonra içine giremeyeceğimiz bir kale gibi sanki..
yani ya bu kapılar açılır ya sen öldürülürsün..
kokusunda sipere yatan askerler gibi üzerime çullanıyor hayaller..
göğe bakalım..
olur ya
gözlerim büyüyor yüzümde.. uykusuzluğumu cebime koydum ilerliyorum..tek başıma methiyeler düzüyorum varoluşun denklemine.. uzun zamandır göremiyorum sizi.. denk gelemiyoruz heralde?
güven içinde uyuduğum uykuları özlüyorum yalınzca.. bir kahve daha almaz mısınız?
başa alıp alıp tekrar yaşıyorum sanki herşeyi.. kabuğumu kırıp aranıza katıldığımdan beri daha bir acıyor canım.. ondan mıydı içbükey bugünlerin ısdırabı? sigara kullanıyor musunuz?
ölümle burun buruna gelen bir insanın rüyalarına beyaz parlak ışıklar girmeye başlamıyormuş.. hepimizi kandırmışlar.. madem öyle adam gibi bi meyhaneye sürüyelim kendimizi.. başkası zul gelir.. her masa da yalnız bir yas tutulsun..
"bildiğimce
damarlarımın iç çeperini kaplayan sedefin süratle silinmesine dayandığım müddetçe sırtlanabilirim etten kabuğumu..
kalanım budur..
diyeceğimde.."(*)
etrafımızı sardılar bir müddet yokmuşuz, hiç olmamışız gibi yapalım..
(*) Özlem Engin Nayır - Kybele dergisi sayı : 36
önden göndermeli taahhütlü
sadece uyumak istemiyorum.. hepsi bu.. yani uyumak uyanmak, işte böyle oturmak, herhangi birşeyler izlemek ne bileyim.. istemiyorum.. izlemek değil yaşamak istiyorum.. yani ne uyuycam anasını satayım direkt ölürüm gibi.. hala anlatıyorsun yaşasana yiyosa diyorsun sen de muhtemelen.. sen de haklısın.. ama benim gibiler hep anlatır.. korkaklar.. demogoji yapar.. hissiyatlanıp sigara kahve.. sonra bi tane cohen açıp kendine acıma seansları.. ahahah
ah be öyle kalsaydı keşke herşey..
o zaman küçücük bir kızdım ama saçıma kurdele takmadım hiç.. ne bileyim fırfırlı çoraplarım vardı annemin zorla giydirdiği bi tek onları hatırlıyorum..
şimdi koca kadın oldum ama rahmim yok benim..
özünde sussam gönül razı değil, söylesem vesaire..
her neyse kimin umurunda..
inan
"bir şey var aramızda.. görülmez duvarlar ve sorulmaz sorular var..
ama dokun.."
bu şarkıyı dinlemelisiniz..
: Dokun en uysal halimle koyuyorum kafamı omuzuna..
yalnız kalmaktan korkmuyorum.. baştan başlamaktan da..
sakinim sadece.. ve umurumda değil..
inan.
çok az kaldı biliyorum..