2007-08-31

La Foule *- Kalabalık

sigaram ne zaman bitti anlayamadım.. ne ara söndürdüm acaba diye düşünüyorum.. ama yok bulamıyorum.. aklın başka şeylerle meşguliyeti belleğe bir ket vurarak aralarında ket fayt dediğimiz haşin hadiseyi başlatıyormuş.. dün öyle dedi nöropsikoloji üzerine konuşan çok bilmiş doktör.. fransızca bir ton kelime biliyor ama cümle kuramıyor olmam derdimi anlatamadığım anlamına geliyorsa eğer.. varsın böyle kalsın diyerek bu durumu genele yayıyorum.. onu bırak asıl bunu dinle.. diyorum ki birine kıymet vermek ne büyük yük olur insanın sırtında.. kamburuna kambur ekler.. beceriksizliğimi unutup ona buna bok atmıyorum.. no. yanlış anlamayın.. bahsi geçen çok basit bir mevzuhat.. misal hali hazırda durmuş otobüs bekliyoruz.. hava bir açıyor, bir yağmur yağıyor.. kimi harfler daha çok yer kaplıyor, kimisi durduğu yerin kıymetini biliyor.. her neyse konuyu dağıtmayayım.. otobüs geliyor canım kardeşim.. gel gör ki durmadan geçiyor önümüzden.. yeterince şapşal olsak bekleyeceğiz bir daha bu duraktan geçer diyerek.. orada öylece durup.. belki saatlerce, belki günlerce.. nasılsa geri döner eşşek değil ya? bak bak! her ne ise 'e be şerefsiz!' diye bağırıyorum arkasından.. 'madem durmayacaksın bu güzargahta ne işin var?' adamı ifrit ederler.. çok şükür param çok(!) hoop atlıyorum bir taksiye bir bakmışım evdeyim.. her taraflardan güzel kokular yükseliyor.. kendim kokuyor yastıklarım da.. ne kadar çok alışmışım buna diye düşünürken.. bir yandan bir eksiklik mi hasıl oluyor sanki? ama yok.. onu da umursamıyorum.. bir gün de böyle bitiyor annemin kucağında.. yastığıma kafamı gömüp beceriksizliğime methiye düzüyorum.. oh ne ala.. hayat bana güzel anasını satayım..

umursamazlık cennetinde salkım salkım üzümler kucağıma düşmüş..
şimdi sefa içinde yiyorum onları.. tane tane, uzun uzadıya..
yarın geç kalmışlık cehenneminde cayır cayır yanacakmışım..
kimin umurunda? hah!


*Edith Piaf'ın güzide parçası.. chanson chanson.. buradan manitacı bir tanıdığıma sesleniyorum.. şu yazıların sonuna küçücük ekte şarkı koyma işini bana da öğret allahsız!



2007-08-22

böyle bir şey değil ki be canım

karşı pencerede ağlayan yeni doğmuş bebeğin sesi geliyor.. kendiliğinden hafifçe aralanmış perdenin kenarından uzatıyorum burnumu.. umudun sesi kulağıma doluyor.. yoksa cehennemin ateşini söndürmeye bir damla gözyaşı yeter miydi? bu kadarcık mıydı istediği de alayını biz mi gözümüzde büyüttük? kimbilir.. gerçi kim umursuyor ki artık? herkesin içi yanıyor zahir..

ben karmaşık olmayı bırakalı çok oldu.. şimdi sizin için de yeni bir kampanya başlattık: bilmemkaç aylık üyemiz olursanız size bilmemne kadar zamanlık karmaşığınız için %50 indirimli botoks hediye ediyoruz.. daha ne yapalım?

bir ürkek, bir çekingen hal var üzerimde, atamadığım.. ve inatçıyım olduğum gibi kalacağım.. "her yandan atlılar geliyor beyaz süvari.. korkuyorum ben.. elimi tut." diyorum.. ama sanırım sol kulağın hiç duymuyor? delikanlı.. kime diyorum? alo?

2007-08-20

avec mes souvenirs

sarı duvarlı asma katın altında bir ileri bir geri yürüyüp sigaramı içiyordum.. o zaman da aklımdan bir sürü cümle geçiyordu.. yanımda oturmayışının boşluğundan mıdır neden bilinmez.. bir gemiye binip geri gidiyordum ben.. ve belki bundan bilmem kaç sene sonra yine diyecektim bu sözleri.. ama beceremeyecektim geri gitmeyi bir türlü.. başka bir isimle geçmişi arıyor olacaktım.. kimbilir..

sağ bileğimde bir garip sızı başladı.. elimde hala sigaram.. sırtımda bir garip sızı.. herşeyin tarifi o kadar zorlaşıyordu ki aklımda.. kapıdan bir kadın giriyordu... tanıyorum bir yerden diyerek gülümsedim yanıma geldiğinde.. dedi ki: hayat adaletsiz mi bana mı öyle geliyor? hakkında tek bir kelime sarfedemem belki bilmişlikten başka.. o yüzden yüzümde saçma sapan bir ifadeyle bir yudum aldım içkimden.. sustukça ellerim titredi, gözlerimden nehirler geçti.. olmayışından mı? bilemedim.. ama yine de utanmadım.. ben olabildiğim kadar varım.. tam burada..

zaman ilerledi, sonra havada bükülüp saçıma doldu.. mis kokulu zamanın bacaklarından ayırıp iki parça halinde göğsüme sıkıştırmak istedim.. ama yo onun kadar gaddar olamam ki ben.. dudaklarımın kenarından yaşlar süzülüyordu.. ah bir de orda olsaydın da ellerinle siliverseydin şu garibin göz pınarlarını kurutan kaygılarını.. o mağrur ve dik duruşun güç verseydi hayal kırıklıklarına da belki yürüverirdi oracıkta en sakat duyguları ayaklanıp..


"hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
hepsi aynı bana
hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
ödendi, süpürüldü, unutuldu.
geçmişten bana ne!

anılarımı yaktım gitti
artık acı ve zevklerime ihtiyacım yok
aşklarımı tremololarıyla beraber süpürüp attım
sonzusa kadar sildim: elde var sıfır.

hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
hepsi aynı bana
hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
çünkü yaşamım,
çünkü zevklerim
seninle başlıyor bugün."**

**Edith Piaf -
Non, je ne regrette rien


velhasıl-ı kelam bu kötü mü? evet be.. anasını satayım.. kötü..

2007-08-19

tetiği çek!

yukarıda bir kocaman ışık.. bum bum.. ellerimi tutuşturup, gözlerimi kapadım..
havada dönüp duruyorum.. şina nari..




yoksun, artık olamazsın da.. katil zanlısı sensin.. ne kazandın ki rezilsin.. seni pek göremedim yerlerdesin? haydi yavrum sağdan, ben seni pek tanıyamadım kimin nesisin?


"Bu anılarımı yazarken çok üzüntülü anlar yaşadım. Arkadaşım, koyunu ile birlikte beni bırakıp gideli tam altı yıl oldu. Onu burada anlatmaya çabalıyorsam, bu biraz da onu unutmamak için. Arkadaşı unutmak çok üzücü bir şey. Herkesin arkadaşı olmamıştır. Arkadaşımı unutursam, kendimi o, sayılardan başka bir şeye değer vermeyen büyükler gibi hissederim sonra."**

**Küçük Prens, bölüm 5

2007-08-12

rehab

en ufak bir hareket itikleyiveriyor hezeyanımı.. durduk yerde nereden çıktı şimdi bunlar diyerek sorup soruşturuyorum.. aradığım cevaba henüz ulaşılamıyor, anında vazgeçiyorum.. korkudan dizlerim titrermiş ya hani.. ne zaman gül açsa yüzümde.. aklımdan en olmadık şeyler geçermiş.. aynen öyle bir kaç şarkı aklıma takılmış.. ben durduk yere söylüyormuşum gibi yol ortasında.. yeri yurdu olmayan bir heyecan çörekleniverdi burnumun ucuna, camdan aniden giren kelebek gibi.. kokusunu alıyorum da.. nereden geliyor bir bulsam..


gözlerimi kaçırırım ama ışık saçar..
kimselere dokunmam ama tenim çiçek kokar.. o ayrı..



2007-08-10

poz üstü muradolsun


"Kollarıyla kendi dışındaki her şeyi süzdü havadan.













Kapanan iki kanatlı bir kapı gibi karnında buluştu elleri. Kilide sokulmuş anahtar gibi döndü ekseninde. Ve topuklarıyla mühürledi kilidini.




Çingene, isyanını özgürlüğüne çeviriyordu. Teninin karası kadar kara kaderinin süklüm püklüm bir köşeye attığı bu arsız beden, kükreyerek yalazlanıp savaşıyordu dans ederken."*










buyrun burdan yakın bir de.. ooo!

Beni toprağa buladığı için Turul Akın'a, mükemmel rötuşları için eniştem Özgür Ay'a teşekkür ederim..

*Viva Flamenco! - Mehmet Eligür (ben söz dinlerim?)


2007-08-05

kontrol paneli ve bir kısım kovalent bağ ayarı

Allah biliyor ya, içimden bir sürü soru geçiyor.. ama çok şükür kimi soruları sormamayı öğrendim..

-merhaba.. demek şiir seversiniz..
-şiir de severim, fikir de..

her yola gelir görünüp tek yoldan ilerlerken çok acemice, ayağımın her tümsekte burkulması gibi, çok çocukça duruveriyorum.. kalakalıyorum.. nasıl desem ileri gitmek mümkün olsa dahi kalakalıyorum o an.. o anda.. o andan biraz sonrasında.. ve civarında ve ötesinde ve berisinde.. bir kaç ve hatta bilmemkaç kardeşi geçip gittikten sonra o an'ın dönüp baştan yaşıyorum hepsini..

-mazi kalbimde yaradır-

demem o ki.. bu bağlanma işi güven ister.. emin olmak ister.. oysa ki biz bütünüyle kuşkudayız.. ne yazık..

-yeniden rol yapalım mı? şimdiyi unutalım mı? gerçeklere gerek yok havadan sudan konuşalım mı?-

yaratmak sürecinin sancılı döngüsü gözüme giriyor.. ehm batıyor pardon.. bu bağlamda biz su içinde kalıyoruz.. sudan çıkarsa ölecek olan ama sudan nefret eden birer balık oluyoruz.. bkz. kustrika'nın uçan balığı.. tüm evrene gözlerimi şaşı yaparak ve uzaylı selamı çakarak ters vole vurmak istiyorum.. öyle de serzenişliyim..