2007-10-30

bekle

bu denli korkmasının bir nedeni olmalı diye düşündüm bir süre.. oysa her sorunun cevabını kendimde aramam yeterli.. biliyorum korkudan titriyoruz.. bazen ne kadar tanıdık geliyorsa bir o kadar uzakta kalıyor sanki.. tamamlanmaya hazırlanıverirken, vazgeçmeye meyil ediyor.. aniden farkediyorum hissiyatlarını küçücük cebine sığdırdığını.. öyle sanıp aldandığını.. anlatacağım hepsini tek tek.. biriktirdim söyleyeceklerimi.. içine kaçmışssın sen dedi artis manitacım.. ne güzel dedi.. ama zamanım geldi.. az kaldı.. biliyorum.

düşüme çentik attım.. gözlerim kapalı geri saydım.. açtığımda karşımda olsun yeter.


2007-10-22

Life is a pigsty

bugün en beter parçaları dinlemek istiyorum.. unutulmuş ne kadar söz varsa söylemek istiyorum.. aklım başımdan gitsin mümkünse bir daha dönmesin istiyorum.. şu an kapıdan çıkıp, alabildiğine yürüyeyim.. sonra da sınıfın camından bakarken bana el sallayan trene atlayıp hiç bilmediğim bir yere gideyim istiyorum. ama sen de gel. dünyanın en güzel aşkını yaşat bana istiyorum.. üstelik kendimle konuştuğumdan haberin bile yokken, varolduğumu bil.. beni bil.. bilmekle yetinme istiyorum.. kelimeleri takdimtehir yoluyla yapayanlış yazarak gereksiz pekiştirmelerden kaçınmayayım istiyorum.. Cohen çalıyor herkes anlamını bilsin, kadıköye yağmur daha hızlı yağsın ben oradayken, eve dönelim.. ya da benim evime gidelim.. adını ev koyduğum her yerde bir miktar uyuyalım.. bir yanlışın en güzel yerinde ayıkalım mevzuya, basalım küfürü istiyorum.. neysek o.. içsek diyorum yine.. bir daha.. biraz daha.. beyazlansak diyorum rakı gibi.. aklansak.. ama adam olur muyuz bilmiyorum.. nefes almakta zorluk çektiğimi kaç kere söyledim hatırlamıyorum.. yine de hatırlasak diyorum.. unutmadığımız çocukluğumuzu geçmişin kucağında büyütsek.. onun da arkadaşlarından öğrendiği ilk kelime kallavi bir küfür olsa.. biz hiç şaşırmasak..
milyonlarca cümle kursam dahi aynı kapıya çıkıyor sanırım.. bu döngüsel bir saçmalık.. dönüp dolaşıp oyun olsun diye kendi kuyruğunu ısıran köpekler gibi.. ve bir istila sanırım.. gökyüzü karabasan gibi üzerime çöktüğünde, çaresizliğin kelime anlamının ete kemiğe bürünmesi gibi..

biliyorum.. boş konuşuyorum.. çevir sayfayı.



"it’s the same old s.o.s.
but with brand new broken fortunes
i’m the same underneath
but this you, you surely knew
life is a pigsty
and if you don’t know this
then what do you know?"




kız çocuğunun sınır harbi notu part 1.

bir çukurun içine düştüysen.. hani kendi sesinden fazlası duyulmazken, tekrar edip durursun. biri beni kurtarıcak.. biri beni mutlaka kurtarıcak. beklemeye lüzum olmadığını hepimiz biliyoruz.. kalkın! silkinin! hepitopu bir kış geçecek olan diyorum, neden umursamıyorsunuz?

olmadığın biri gibi davranmanın kılıfı yoktur. kendiyle çelişen akıllar çentik çentik.. bugüne düşen sözün gölgesinde yarının esamesi okunmaz.. evet, akılları karıştırmak niyetindeyim.

tedirgin olmak sürekli uyanık kalmayı sağlıyorsa da, bugün haddinden fazla tedirgin olduğunda tedirgin eden bünyemde silahlanma girişimi var. sanırım adımı bir daha söylemeliyim.. kendimi anlatmak niyetinde değilim.. bu uyarı değil, yalnızca bir uyanık notudur. kendi kendine not düşen yabancıyım.. şöyle kemiklerimize kadar üşümüş olmamız ne hoş..

tanıklarımız olduğu doğru.. şimdi başlasam anlatmaya sana, korkudan dilim tutulur.. aklımın içinde dönüp dolanan onca şeyi sıralamaktan vazgeçsem.. daha iyi mi olur dersin?

evet diyorum, akılları karıştırmak niyetindeyim.. korkumu kapıda bıraktım.. olduğumdan bir adım geri gidersem dövün beni.

2007-10-14

yüksek mühendis değil ama şair!

"Bengü için:
Sular durulur
Saat kurulur
Bir çay bir kahve belki
Yarın olmazsa öbürgün belki
Karacaoğlan der ki
Çoban çeşmesi
Ben derim ki
Bengü keşmekeşi!"

Nihal Petek Boyacı tarafından 12.10.2007 cuma günü saat 21:33'te yazılmıştır. Böyle yaratıcı insanlara her zaman ihtiyacımız var.. destekliyorum.. ayrıca öpüyorum kocamanından.. hay bursa gibi şehri ben diyerek de küfür ediyorum içimden.. püf.

2007-10-11

bilmiyorum.

anlatılacak gibi değil.. denemek istiyorum yalnızca.. korkarak kaçırdığım küçük çocuğun bu gece yanımda uyumasına izin vereceğim.. nasılsa kimsenin umurunda değil sözler, cümleler ve dahilindeki tüm ifade biçimleri.. çok konuşmacılarla başımız dertte.. olsun diyeceklerimi kulağına fısıldayacağım.. ve bildiği en güzel masalları anlatacağım.. bunu başarırsam eğer gerisi umurumda değil..

ben de şimşekten korkarım.. hepitopu bir kış geçecek olan.. abartmayın.

2007-10-08

skör müzik iftaharla sunar!


çok başarılı bir albüm olduğu kanaatindeyim.. tüm çalgıcı arkadaşları alınlarından öperim.. kayıt sürecinde tüm yükü üstlenen skör'e teşekkür eder güzel gözlerinden, gamzeli yanaklarından öperim.. haydi bakalım.

şugar şugar

2007-10-04

"hepimiz pi sayısını farklı alıyoruz be bengü"

yine kendi içimde güvende, dizlerim boğazımda, anlaşılmış olmanın umudunu bile yitirmiş.. oturuyorum.. başka bişeyler yapsam, silkinip kendime gelsem ya da daha seri bir şekilde başlasam anlatmaya.. bak bu olmadı.. ben baştan anlatayım? oysa ki ne lüzum var şu küçücük evrenimde bunlara.. vazgeçtim ben anlatmıyim, siz sorun..

akışına bırakmak dediğim bu işte.. durmak aslında.. vazgeçmek.. korkup kaçmak belki.. ama şu an öyle sinirliyim ki kocaman bir yaban domuzu yiyebilirim? aynı şeyleri yaşamaktan yorulup dururken.. artık varsayıma karın tok.. güvensizlik denizinde bir kulaç, iki kulaç..

çaplarımız dar.. içine düştüğümüz bu umutsuzluk denizinden çıkarıp kafamızı.. boğuluncaya kadar beklemişiz ya ondan.. derin bir nefes alacağız.. hayatımıza sokup sokuşturduğumuz insanların umurlarında uyuyacağız.. diğerleri kimdir unutup, kendi yüz ölçümümüz kadar yer tutacağız.. hesabımız kitabımız belli.. şu kadarcık insanız.. şunu sever, bundan korkarız.. bir insanı tanımak için bu kadarı yeterli değil mi? adım bengü.. pi sayısını 3.14 alırım.. darb ve mesel'i iyi bilirim.. e hadi bakalım.

....

"Yanlış Mesel
Uçurumun eşiğinde ünlem, yankılarını da getirdi. Duyulan bazen dinlenir. Boşlukta bir ruh inşa edilebilseydi, davranırdım, davranacaktım. Katılıp kaldım ama. Her ünlem uzağa kilitlenir."*

" Artık
Gece, sahiden geceydi, birebir anımsıyorum. Bazen mutlaktır geometri ve şair aramaz ki onu, yalnızca rastlamıştır. Kader imparatorluğu! Çıkarıp kıyıya bıraktım taç, boğulan ışın, kemiren soğukta çıplak, çırılçıplak göğsüm.
Oturup bir sırada, karanlığa yazmıştım."*


*Enis Batur - Darb ve Mesel