Life is a pigsty
bugün en beter parçaları dinlemek istiyorum.. unutulmuş ne kadar söz varsa söylemek istiyorum.. aklım başımdan gitsin mümkünse bir daha dönmesin istiyorum.. şu an kapıdan çıkıp, alabildiğine yürüyeyim.. sonra da sınıfın camından bakarken bana el sallayan trene atlayıp hiç bilmediğim bir yere gideyim istiyorum. ama sen de gel. dünyanın en güzel aşkını yaşat bana istiyorum.. üstelik kendimle konuştuğumdan haberin bile yokken, varolduğumu bil.. beni bil.. bilmekle yetinme istiyorum.. kelimeleri takdimtehir yoluyla yapayanlış yazarak gereksiz pekiştirmelerden kaçınmayayım istiyorum.. Cohen çalıyor herkes anlamını bilsin, kadıköye yağmur daha hızlı yağsın ben oradayken, eve dönelim.. ya da benim evime gidelim.. adını ev koyduğum her yerde bir miktar uyuyalım.. bir yanlışın en güzel yerinde ayıkalım mevzuya, basalım küfürü istiyorum.. neysek o.. içsek diyorum yine.. bir daha.. biraz daha.. beyazlansak diyorum rakı gibi.. aklansak.. ama adam olur muyuz bilmiyorum.. nefes almakta zorluk çektiğimi kaç kere söyledim hatırlamıyorum.. yine de hatırlasak diyorum.. unutmadığımız çocukluğumuzu geçmişin kucağında büyütsek.. onun da arkadaşlarından öğrendiği ilk kelime kallavi bir küfür olsa.. biz hiç şaşırmasak..milyonlarca cümle kursam dahi aynı kapıya çıkıyor sanırım.. bu döngüsel bir saçmalık.. dönüp dolaşıp oyun olsun diye kendi kuyruğunu ısıran köpekler gibi.. ve bir istila sanırım.. gökyüzü karabasan gibi üzerime çöktüğünde, çaresizliğin kelime anlamının ete kemiğe bürünmesi gibi..
biliyorum.. boş konuşuyorum.. çevir sayfayı.
"it’s the same old s.o.s.
but with brand new broken fortunes
i’m the same underneath
but this you, you surely knew
life is a pigsty
and if you don’t know this
then what do you know?"