gargamel/alice
kocaman burnumu her yere sokuyorum.. herşeyi bilmek istiyorum. malumatım olsun. hakim olmadığım her konu hakkında garip bir tedirginlik, gereksiz bir güvensizlik.. belki de gereklidir bilemedim şimdi. güvende olmama durumu gerekli olamaz elbette ama hani temkinli olmak gereklidir belki de. kırılma noktasından az önce farkederseniz ha kırıldı ha kırılacak durduğunuzu, tıpkı asla kırılmaz denilen tabakların tuzla buz olması gibi şaşkınlık verecek derecede beklenmedik bir durumla karşılacağınızı yani, bilirseniz.. belki de kendinizi koruyabilirsiniz. kafam kadar karışık, yalanlar kadar uzun bir cümle kurdum sanırım. neyse siktiret. demem o ki içimde neydüğü belirsiz bir sıkıntı var uyandığımdan beri.. altıncı hissim mi devreye girdi yine? yoksa kendini kaybetmelerde inecek mi var? bilemedim. derin nefes alıp veriyorum deniz kıyısında.. etrafımdakiler midemin bulandığını sanıyor muhtemelen.. bulanıyor aslında bulanmıyor değil.. de tek derdim o olsa keşke.. doğuştan arzlıyım sanırım ben.. söz söylemekten çok kusmaya koşullanmış bi insan haline gelmemin sorumlusu da kendimim belki. şu söylediklerimin bile ne denli önemsiz kabul edileceğini biliyorum, ondan heralde bu sayıklama durumu.. kabul edememe.. kusmuk da olsa benden, adam gibi konuşmuş olsam da benden.. benim kıymetim varsa onların da olmalı.. onların kıymeti yoksa ben olmamalıyım belki.. tek sorunum: yutkunsam da gitmeyen, sürekli boğazıma takılan şu kütle.. işte şu kütle, beni içerimden yok ediyor.. yavaş yavaş kemiriyor.. tükürsem mi, yoksa yutmaya çalışmaya, yutkunmaya devam mı etsem bilemiyorum.. bildiğim tek şey aklımın doğru çalışmadığı.. evet evet.. aklım bozuldu benim. duygu durumum dumur oldu heralde. hissizleşmekten öteye geçtim korkudan.. evet evet ben sadece korkuyu hissediyorum. tedirginlikten elim ayağım dolanmış, saçım başım birbirine girmiş durumda. hayırlısı artık.. zaman yolumu gösterir belki.. herşey kısmet.