hepitopu
diyorum ki toplamda kaç kere?olanla edilen, evrilenle devrilen birbirine ne kadar benzerse o kadar benziyoruz sanırım.. birimiz oluyor diğerimizin içine ediliyor.. birimiz evrilip serpiliyor, diğerimiz devrilip unufak.. başım dönüyor.. kargaşadan kaçtıkça kendimi bi hengamenin içinde buluyorsam eğer yanlış yöne koşuyorum demektir.. buradan bir çıkış varsa ve biz bu çıkışı bulamıyorsak, arkada bıraktığımız ekmekleri toplayalım.. çok amaçlı bir aktiviteye katılmış gibi sevinç dolar, en başa döner, sonra bir daha kayboluruz..
başından sonuna kadar kaç kere?
işin içinde kazanmak varsa daha bir olumlu geliyor göze.. ancak dilimin ucunda, kelimenin önünde bir 'geri' varsa, o zaman amacından sapıyor her eylem.. kazanmak geri kazanmak oluyor, gelmek geri gelmek, dönmek geri dönmek.. kazanmak değilse eğer bu, kaybetmek demek ki.. tam bir başarısızlık öyküsü olarak olgunlaşıp dalından düşünceye kadar kendi aralarında al gülüm ver gülüm süregidiyor bu alışveriş.. ağacın dibine önceden çarşaf serdiyseniz ne ala.. dalından düşünce oturup el emeği, göznurunuzla büyüyen başarısızlık öykünüzü hapur hupur yersiniz.. en olmadı çekirdeğinden bir başkasını yetiştirirsiniz.. üzülmeyin..
kalanla giden, bitenle başlayan birbirlerine ne kadar yakınsa o kadar yakınız seninle.. sen kalıyorsun ben gidiyorum.. ben bitiyorum sen başlıyorsun.. milli piyango bize çıkmıyor.. bilimum sıralamalarda ikimiz birden ikinci oluyoruz.. oysa toplasak ikimizden bir adet birinci çıkarabilir miyiz diye düşünüyorum.. sen kolunu uzatıyorsun, yalnızca parmaklarından değen bir kısa yolumuz oluyor..
hem bi insanı en çok kaç kere kaybedebilirsin ki?