şişman olmak ciddi bir iştir
ne zaman bıraktım diye düşünüyorum.. hani silahlanmıştık ya biz.. ne zaman teslim oldum acaba elimdekileri bırakıp.. elimi kolumu bağlayıp ya da.. tüm samimiyetimle varolma çabamı anlatırken hesap kitap yapmamaya karar vereli çok olmuştu.. sanırım sırf bu yüzden her ne ise olduğu gibi kalmalı diyerek ağzıma dolan her kelimeyi pata küte.. kafa göz yara yara tükürdüm.. saçtım bir nevi.. komple israf.. bak şimdi söyleyecek pek bişeyim kalmamış sanki.. bir derin nefes çekip ışıklarını dahi açamadığım bu küçük sığınakta sessiz kalmaya çalışıyorum.. zarar vermezsem, zarar vermezler diye umarak.. ama tabii zaman geçiyor dedikleri gibi.. bir çentik sonra bir tane daha..demem o ki söylediklerimin anlaşılmaması eskiden can sıkan bir hadiseydi hayatımda.. --sonra ruhi bey geldi tabii.. anlaşılmak değil mi ki kimsenin olmaz..dedi.. tamam dedim yalnız değiliz bu yakada..-- umurumda değil.. yani gerçekten değil.. 'ama nasıl olur? en iyi insanlar dünyadaki herkesi, tüm evreni, varolan her organizmayı umursayanlardır' diyerek serzenişte bulunabilir ve hatta sitemkarca gözlerinizi belertebilirsiniz.. ve tabii haklısınız belki.. ama umurumda değil? (siz derken yani anlayın işte öteki 'siz')
bu umursamazlık halinin yerinde çok başka birşey vardı.. özlemle beklediklerim, umut tohumları ektiğim topraklar filan.. çok hisli bir hikaye.. olmayan ülkenin kapı eşiğinde durmuş 'işte bu görmüş olduğunuz kapı eşiği olmayan ülkenin ta kendisidir! merhaba ben de alis.. alis in çeyns..' diyerek hava atarken arkamdan kapıyı kapatmaları tüm bu vadedilen toprakların gözden hızla uzaklaşmasına sebep oldu.. ki bu toprağın yapısına aykırı bir hareketti.. (ah ne komik..)
elden ne gelir diyerek kabullenmiş olmanın getirdiği bir hal sanırım bu.. artık çok basit şeyler bekliyorum diyorum ya aslında bu basit şeyler bile karşımdakinin anlayış sınırlarında hapis yatıyorsa eğer.. ya bu beklentiler ya da sınırlar yok edilmeli sanırım.. dikkatinizi çekerim ölüm cezasına karşı bir kişilik olduğum çok açık.. eciş bücüş hayatımıza kaldığımız yerden devam etmek için hergün bir derin nefes yeterli gibi geliyorsa da.. tüm bu dingilliğine rağmen (sabahtan beri bu kelimeyi kullancak yer arıyorum.. buraya kısmetmiş..) kendisi de bir hayattır ve her dandik hayatı yaşamak ciddiye alınması gereken bir iştir.. bu konuda bir kaç kişinin suratına çemkirmişliğim vadır.. evet vardır..
kişi (şu başta söylediğim biz) ne kadar kendisi kalabilrse kâr diyerek geri kalanı elinin tersiyle itmeli demiyorum.. yontulalım diyorum ki bu kelimeyi bir süredir sıklıkla kullanıyorum.. bir başka şey, kişi veya harhangi bir varoluş biçimi için cümlenin kendisini değil üslubunu değiştirmek yeterli olacaksa.. (zihnime aslolan üsluptur diye dövme yapan sevgili memik'i selamlıyorum) ben olsun varsın ah çekinme derim.. şu iki ara bir fena yoldan geçemeyecek kadar şişmansam yan geçmeyi denerim.. o da olmazsa başka yol mu yok kardeşim? hah! nasıl?