zamanın korkusu/canımın yarısı
elinden tutup sokağa çıkardığım zamanları hatırladıktan sonra, işte böyle bir hüzün kondu omuzuma.... camdan bakıyordum, kapının önünde sonlanan yokuşa.. işte şu evin yanında yükselen apartmanın yerinde, demirlerin ve tahtaların yükseldiği bir koca çukur vardı hani.. kar yağmıştı üzerine.. o yokuştan aşağı eline geçirdiğin leğenle kayıyordun sen de.. üzerinde benim eski yeşil montum.. kenardan ne alacaktın, ne için oraya yönelmiştin bilemiyorum.. ne geçti küçük kafanın içinden de karın üzerini örttüğü o boşluğa düştün aniden.. deliye dönmüş gibi sokağa fırladı annem.. herkes seferber olmuş seni o demirler arasından kurtarmaya çalışırken, sen en masum halinle onların telaşını izliyordun.. kanatlarını açıp süzülerek inmiştin oysaki onca molozun arasına, diğerleri bundan habersiz.. sonra birgün kafan ağır çektiği için(koca kafa?) oraya buraya çarpıp sonunda yarmıştın alnının çatısını.. ne kadar kocaman bir artı işareti olduysa "hiç geçmiycek tüh" diye sızlanmıştık.. şimdi sivilce kadar kalmış olması zamanın başka bir ilacı.. hepsi ayrı an'ların hediyesi.. ve daha başka bilmemkaç tanesi.. yaşadıklarının kıymetini bilirsin.. sesin az ama gür çıkar.. gülmeden önce ağzının sağ tarafıyla güleceğim sinyali verirsin.. ciğerlerin hassastır, bir öksürürsün yer gök inler.. ters, kaba saba bir adam gibi gözükmen tamamen göz yanılgısı..ama bu ilk.. yarın burda kalsa da bu ilk gidişin ya hani.. arkanı dönüp, sırtına çantanı alıp, ilk fırsatta geleceğim diyerek.. bir yanımı sana veriyorum ellerimle koparıp.. ağlayarak bana sarılışın gibi küçükken.. şimdi ben sana sarılıyorum, kocaman ellerinle sırtımı sıvazlarken hergün karşımda duran o küçücük adamın fotoğrafı ilişiyor gözüme.. o an diğerlerinin üzüntülerini, korkularını da sırtlayı veriyorum.. ne zor şeymiş birini böyle çok sevmek.. ve anlatmak, yüzüne gölge düşse bana gece, ışığının takibindeyim diye..
dualarım mesafeleri aşar.. "bugün dua ettim hepimiz için" bir'tekim.. canım kardeşim.. hepsi bu.