olsun / alegria
ayaklarımın altı pis.. kumaşlarımı yırtıp attım üzerimden, yalınayak toza bulandım.. ilk duyduğum bir iç çekişti sabaha karşı.. tekleyerek, iki kerede katılan.. bir iç çekiş.. yabancılamadan.. yadırgamadan.. yalnız.. sadece kendisi olduğundan.. bir derin.. çekiş.. gri kucağından damla düşürecek belli gökyüzündeki kocaman adam.. arındırmak için beni tüm hislerin elinden, etimden, derimden.. bu kadar zararsızken bu kadar ziyan.. o kadar korkmuşken insandan bu kadar cesurca yüz sürmek gerçeğin ta kendisine.. suretime günün gölgesi düştü, usulca sokuldu sızısı.. bir daha gün doğdu..sızıdan gün doğar..
bilmez geceyi gündüzü, kör kuşları sokağın.. anasının kucağından zorla yere bırakılan bebeler gibi, emekleye emekleye ulaşamadığım uzakların hesabını yapsam.. dinler misiniz bu gece de size ruhu göğüs kafesinde kor yanan bir kadının eli böğründe, eli döşünde, açıpta çıkarışını anlatsam, varını yoğunu? hiç saklamamış olduğundan gururla serip ayaklar altına, sonra kimsenin basmasına izin vermeden kırıp tüm camları, üzerine yürüdüğünden.. veyahut durduğundan sabaha kadar bir küçük yatağın ucunda, ışığı özleyerek bir sabahı beklemenin nasıl bir umut büyüttüğünden bahsetsem.. denizin kıyısından, kuru çamur yoldan, buradan, ateşin isinde yürüyüp kendiliğinden uzaklaşan, kendinden uzaklaşan, dışarıdan bir türkü söylesem size.. şimdi baktığım yeşilin ucunu denize bağlayan şehrime arkamı dönsem, bir dizi hikayeden yalnız birini seçip sakladığımda gözlerime ışığı süzülmese, dumanı yüreğimde.. lambaya püf dedim canımdan can, nefesimden çıplak ayaklı çocuklar yürüdü.. bu baktığım yeşilliğin, daracık aklıma sokulan uzunca soluklarından.. diyorum ya vazgeçsem şimdi.. tam zamanıdır.. her birinden vazgeçsem şimdi.. tam zamanıdır..
iyi ki doğdum.. da dokundum soğuğuna, boynunda ağladım, en güzel yanaklarını öptüm yokoluşun.. o, iyi ki vardır..
Eyvallah..