halas
ben, kendim ve bir bilinmeyenli denklem arasında küçük ufak dahi olsa bir yanı bilinebilir bir cümle düşecek.. birinden ayrılmak ve uzaklaşmak belki.. bilmediğin bir yere doğru kaçmak gibi birşey değil ki bu gitmek dediğiniz.. ne yazık ki.. bir ateş, bir sigara yaktımmı geçmişe uzanıyor dumanı.. kollarıyla sarmalanan kayıp bir çocuk buluyorum.. omuzu biraz düşük, sesi kısık.. ve tabi sözü kayıp.saçlarını tarıyordu.. kalan, beyaz saçlarını tarıyordu.. buruşmuş, damarları yüzeyde beklediği randevunun umuduyla kuvvet bulan elleri, gözleri, nefesi.. bir atımlık.. bir adımlık yolda..
korkuyorum.. üşüyorum.. söylemek istediğim bunca şeyi mecalim olmadığından sıkıştırıp, anlaşılmayan bir tomar gibi bıraktığımdan ortalık yere.. beklemiyorum da artık.. "anlaşılmak değil mi ki ya kimsenin olamaz" en belirgin hata bilincin bildirici tavrında.. vazgeçmeyi göze alamıyorum.. kısacası tekrara meyil ediyor, umudun omuzuna vuruyorum.. yine gel diyorum eski arkadaşım.. zira senden başkası yok.. eskiden kalan..