Kyrie Eleyson
hep aynı şeyler tekrarlanıyor.. şu kadarcık insanım.. ve saçlarım dalgalıdır aslında.. adeta kıvırcık.. komple feyk ekaunt bu sizin sandığınız.. bakın efendim ben şöyleyim böyleyim diyemediğimden şimdi şöyle böyleyim.. nasıl anlatsam.. ya da nasıl sussam da anlasanız bu ortalama insanın ortalama hayatlardan korktuğunu da bir türlü yediremediğini kendine, çabaladığını bir nevi çırpındığını..tekrardan başka diyecek yok, belki başkalarını ağzından bi kaç cümle yalnız kaldı aklımda: "yazan kişi hep bir anlatmak çabası içindedir.. ama hep utangaç bir tavırla.. neden anlatmak zorunda, neden yazmak zorunda olduğunu anlatmaktan.." vazegeçemez.. 'ben böyle oldum, lanetledi tanrı küçücük bebeğini.. kollarından bırakırken yeryüzüne.. elini bıraktığında ona yürümeyi öğretmeyi unutmuş muydu, yoksa kendiliğinden mi düşecekti yüzükoyun?' diye çoğalttığım cümleler kurdular adeta destek.. adeta sesleniş.. korkma diyemediler ne yazık.. bir yandan da korkulacak o kadar şey varken hayatta.. yalan söylemeye tenezzül etmediler pek tabi.. ne güzel.. ne mutlu.. sonra devam etti diğeri: "ben ne yazacağımı bilsem yazar mıyım? hayır.. ne yazacağımı merak ettiğimden yazıyorum zaten.." sonra bir baba oluşu, bir koca oluşu ve sonra ne yazık ki olamayışı, hayatın çemberinde dönerken sürekli takılıverdiği bir yerlerinin sivri kenarlara, kapı kollarına.. geçmeyen bir sıkıntı gibi, hissetmenin yükünü kendi dediğine göre 'seçilmişliğin' yükü omuzlarında, o yükün altında, onun kollarında, onun düşmanlığıyla, onun aşkıyla yaşamanın sıkıntısı.. bir akşam üstü şair olmuş da bir gece seneca.. sonrası garip bir tesadüfler zinciri belki.. veya yine bir ol'a'mayışın methiyesi düzülecek sonrasında.. tarafımdan.
Davet*
zifirî
bir mağara
tabu
bu mekân
uzaklaş
ki yaklaş
tabut
tabu
tabu
tabut
uçsuz
bu mağara
gir
bak
karanlık göz kamaştıracak
yaklaş
gözbebeğine
h/içe dönük
her çözüm
düğüm
her yol tuzak
uzak
yakındır
yakın
uzak
*Tarık Günersel - Varlık, Ekim 1996