hallaç
"...Zaman mekan, mekan zaman şaşa şaşa şaşa
Yerdenbitme yere dalıp yeraltı sularına
Kalkere manganeze ve tüm madeni sırlara karışarak
Sugözümle karbondiyoksit soluyarak şahdamarıma
Vardım cenneti cehennem, cehennemi cennet bir mağraya
Benden önce gelen cansularının güzelim ardından
Damlataşlar dikiyorum yokmuşvarmış oluşuma duvarlar boyu
Renkahenk bolahenk, ama siya siya" *
diyesim.. şiirlerinde boğulasım.. yeniden başlatmam gerektiğini söylese de içimden bir ses.. mütemadiyen erteleyesim var.. yakarım buraları.. bir adım daha yaklaşırsanız kor olur düşerim kalbinize.. sıkarım canınızı..
"Hep bir dimdik, dümdüz dürüstlüktür duyduğumuz,
ama bir kuşku kurdu kıvır kıvır kemirir köklerimizi -
Nasıl da kolaydır yalanlarımız, uydurmalarımız,
Nasıl da rahat. İç sızlaması nedir bilmeyiz;
Başedilemez gerekçelerimiz hazırdır çünkü hep -
Kozasında mışıl mışıl kanat takınır tırtılımız,
Sindire sindire yapraklarımızda açtığı delikleri.
Övünürüz delik deşik, bölük pörçük Yeşilliğimizle... ..."**
eni konu hazırlığındayım, misafirlerimin yollarına halılar seriyorum.. kocaman gülücükler koyuyorum vazoya.. çaktırmadan sokuşturan parçaların listesini yapıyorum.. gözlerimi sürmeliyorum.. yukarıdaki gibi yüzükoyun.. sakinlikten ödün vermemek için pes etmiş ruhumu yayıp odanın ortasına.. hamur gibi.. yün gibi hallaç pamuğu.. tıpkı annesi gibi, denizler gibi kabarıp kabarıp, koparıp kıyıdaki taşlarını günün.. cebime dolduruyor.. halbuki ben hiç taş sektirmeyi denemedim suyun yüzünde.. narkissos gibi kendime bakmaktan yadırgayarak.. şaşırarak ya da, yansıyanların çokluğuna ve -her çoklukta tabiatiyle oluşan- pisliğine bakmaktan.. her ne ise.. ocakta brokolim var.. bölük pörçük yeşilliğinden korkan onun gibi olsun? "..Zaman mekan, mekan zaman şaşa şaşa şaşa."
*Can Yücel - Requiem II
** Oruç Aruoba - Gündüz yarasaları V