2007-02-17

umurların yaftasıyım

gözlerimi açamayacak kadar kısık tutuyordum ki kızarık oldukları gözükmesin.. ağzımı açıp bir şeyler söylüyorum.. müzik sesimi bastırıyor, söylediklerimi duyamıyordu.. yaklaşıyorum ona, kulağına bağırıyorum bariz.. irkiliyor.. kendimden geçmeyi o kadar çok istemişim ki.. "şöyle atsam kendimi.." diyordum sürekli.. sırt üstü üzerine abanarak.. hatırlıyorum.. sürekli sırtımla alakalı bişeyler söylemişim demek ki.. hayret.. şimdi farkediyorum.. yorgunum dediğinde de sırtımı dönüp atla der gibi sırtımı göstermiştim.. "atla gidiyoruz.. buradan çok uzaklara.. misal.. kendi izimi bile kaybedebileceğim bir yer varsa eğer.. oraya gitmek istiyorum..." onun sözlerini umursamışım demek ki.. başka başka neler söylediğimi pek hatırlamıyorum.. ağzımı açıp kocaman laflar etmiş olabilirim.. içleri boş olabilir.. içleri dolabilir.. içimiz dışımıza çıkabilir.. mümkünse bunların hepsi olabilir.. ama ya o bunları yapmaktan hoşlanmıyorsa.. aslında karşısında kendini olduğu gibi kabul edebilecek birinin olmadığını düşünüyorsa bir zat-ı muhterem (ki bu sıklıkla yaşanabilir).. o zaman değişiyor işler.. oysa üryan dolaşamıyorsan birinin yanında, giyinikte oturma.. veya gözlerini kapatıp yürüyemeyeceksen yanında, gözlerini hiç kapatma -madem ki yürüyeceksin o yolda-.. zaten sonra çok geç olmuştu.. sonra zaman koynuma damlamıştı.. şimdi gelecekle, miş'li geçmiş di'liyle dolanıyordu.. iki ayrı kara parçasından insanlar, birbirlerine el sallıyorlardı tabii.. karşıya geçemiyorduk.. şimdi olduğu gibi..


Blog dizaynı
Fantastik bir akıl oyunudur


Kullanılan fotoğraf bir Zuhal Koçan çalışmasıdır

<--
Get your own Box.net widget and share anywhere! -->