2007-02-04

"kağıt gibi buruşturulup bırakılmıştık" diyordu bir adam bir zaman..

ardından, gözleri yeşile çalan, kapının önünde durdu; çaresiz.. biz o zamanlar düşüncelerimizle suçlanıyorduk.. düşüncelerimizin üzerine basıp kalabalığı yukarıdan görebiliyorken hemde.. yapılanların altında ezilip yine de bağra basılan oncasının inadına.. biz o zamanlar söylemediğimiz yalanların kucağına uzanıyorduk; müsterih.. ve vazgeçiyorduk anlatmaktan tam o sırada.. öyle bir rahatlamayla uykulara dalmak niyetindeydik.. oysa uyku tutmuyordu işte.. nasıl olurdu? nasılda savunmak zorunda kalırdık kendimizi? tüm insanlığa inancını yitirmiş olan bir 'ben' karşısında, bir ihtimal 'sözde' sıfatıyla beraber bir sandala biniyordu.. tabii ya.. bu kıyı bizim kıyımızdı.. biz bu kıyıda kaldıktı zaten çok zaman önce.. neden olmasındı o zaman? tesadüflerle terkedip, vageçip, hep çok daha iyisini beklerken, sırf bu beklentiniz yüzünden, mükemmele mecburi yolculuğunda kolunu, bacağını kıran ve oraya hiç varamayacak olan, üstelik bunun farkında olan, birini takdir edip, en olmadı teselli edip, döşünüze bastırmaktansa biraz daha itmek ve dahi sarsalamak, karşı kıyıya kaçmak;
ne den müm kün ol ma sın dı?

doğru değilim ama eğri de değilim.. düz yürümem ama yalpalamam da.. var değilim ama yok olmadım da.. acelem yok ama yorgunum da..


Blog dizaynı
Fantastik bir akıl oyunudur


Kullanılan fotoğraf bir Zuhal Koçan çalışmasıdır

<--
Get your own Box.net widget and share anywhere! -->