2006-11-02

dikkat dağınıklığı

kimse bizim kadar acımaz.. ve tabi kimse bizim kadar üzülmez.. kişi kendi kuyruğunun peşinde döne döne kendine çıkarken hiç şaşırmaz.. büyük süprizlerle karşılaşmıcanı bilmek gibi bi noktada, kabullenmenin dizleri dibinde oturup, 'bugün de yağmur yağar mı?' diye düşünür.. ve oysa ki güneş açmaktadır.. 'dengemi kaybettim, artık çok geç' der.. oysa ki daha çok erkendir.. bozulacak dengenin kalmaması dediğin, kendini herhangi bir noktada değil sadece kendinde varetmenin kuyruk acısı.. bağlaçlarla kolkola nereye bağlansamla başlayıp, sanrıların tepesine düşmesiyle son bulan bir durum komedisi gibi yürüyüşler.. devam edişler.. ve dahi bekleyişler.. oturduğu yerden aşamıyor insan mesafeleri.. aklı takılıyor işte be kardeşim, hani 'ya böyle olursa, ya şöyle olursa' tedirginliğinde elleri buz, dizleri titrek ilaveten kalçası karpuz.. laubalilik değil yaptığım açık seçik aktarım.. hani net.. hani pürüzsüz.. vazgeçmek niyetinde değilim.. gitmek niyetinde değilim.. olduğum yerde saymak niyetinde de değilim.. hem zaten ait olmak ve sahip olamamak, tamamlanmak ve yarım kalmak, tekmilini birden yaşamak, neden olanaksız olsun?

"...hiçbirinizle döğüşemem
siz ne derseniz deyiniz
benim bir gizli bildiğim var
sizin alınız al inandım
sizin morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne?

benim dengemi bozmayınız..."*

*Turgut Uyar - denge


Blog dizaynı
Fantastik bir akıl oyunudur


Kullanılan fotoğraf bir Zuhal Koçan çalışmasıdır

<--
Get your own Box.net widget and share anywhere! -->