su olup yere çarptım etimi
avucumun içine ışık düştü.. gözlerimi açmadan görebileceğim kadar parlak.. doğduğumda alınıma sürülmüş koku.. annemin kucağından indiğimde tanıştığım kir, pas.. üzerime düşeni yapmak için kısıtlı zamanım varken, hep böyle bir köşede ağlamaktan başka bir şey gelmez elimden.. paniğe mahal verildiğinde sözlerimi cebime koyup susmaktan başka yapabildiğim birşey olmadı hiçbir zaman..adımı belleyin.. adımı iyi belleyin ki karşınıza çıkmadığında tekrarlayabilesiniz.. sonra duman.. yeni yüzümüze de sinsin.. şu kimsenin bakamadığı.. O'nu terkedeceğimi hiç düşünmemiştir eminim.. 'vazgeçecek kadar çabuk pes edemez'lerle avutuyor kendini.. oysa arkamı döndüm.. sıra adım atmakta.. ahşap mekana doğru.. güne doğru.. yarına doğru.. bir küçük yararsız..
"..kaygan ve yumuşak yorganlarıyla örttüm gözlerimin üzerini. Ilık bir nem perdesi ve içinde yıldızlar uçuşan, kızıl bir karanlık yorganın altına sızabilmek için yarıştılar...."
sonra.. duman yüzümüze sindi.. ışık düştü avucumun içine.. gün döndü..
o'nu terkettiğim gün en aydınlık olan.. kendime söylediğim sözlerin yarısını söyleseydim.. anlardı belki.. Le grand Tango çalıyordu tabii.. ses tellerimi yerinden söküp atmadan önce.. dans ederdik belki.. kafamı kaldırdım ki gözlerine deyeyim.. karşı apartmanın beyaz duvarından ışıklar yansıyordu gözlerine.. alıp alıp kaçıyor bakışlarını.. kimbilir neler düşünüyordu.. düşüncelerini takip etmek zor olmuştur her zaman.. kollarımın.. ve yüzümün ağrısından pes edip.. uzandığım yerde nefes almakta zorlanırken.. ellerim perişan.. dokunamamaktan sessiz.. tenim rengini kaybediyordu.. alacalanıyordum.. uykuya dalmadan kapıyı kilitlemesini söyledim.. onu terkedeceğimi düşünmemişti hiç.. sakince çıktı kapıdan.. beyaz ışıkta bırakmıştı geri kalanını.. bunu farkedince gelecekti yine.. ama ona geri verecek hiç bir şeyim olmadığına öyle inandıracaktım ki onu.. arkasını dönüp gidebilmek için yine benden yardım isteyecekti..
sonra.. annemin kucağına döndüm.. tertemiz.. "J'y suis jaimais alle .." gün yüzüme doğdu..