sarı ile tanışmıştım o gün
"zerdaliler" sarmış bahçemizi.. ışıltılı bir sabahtı.. baharda çiğ düşmez sanırdım.. yanılmışım.. güneş vurdukça gözümü almıştı tanelerin ışığı.. içinde sıkıştığım.. aslında sıkıştığım demek yanlış olur.. kapatıldığım bej rengi bidonun dibinde kabullenmiş oturmuşum.. kapağı açıyorlar birilerine yüzümü gösterip yerime dönüyorum kendiliğimden.. alıştımdı.. hem tüm cümleler benimdi de devire devire bellerini incittimdi.. o zamandan bu alışkanlık demek.. o kadar çoklarki zihnimdeki zeminde.. birbirinden ayırdedemiyorum çocuklarımı.. birini seçsem diğeri üzülür diye korkuyordum.. -rum.. hani söylemezler kırıldıklarını.. belli etmezler ya olsun.. ben bilirim.. etrafımda dalgalanan bulut, alıverir bağrına da sonra yere çalar.. beni.. onları.. bizi.. ama o gece tertemizdi.. "ay nerde doğsa oradaydık.. dallarda zerdali çiçekleri.. savrulup gider rüzgar esince.. bütün bir bahar böyle geçti.." ellerimi boyuyordum o zamanlar.. ebruli olduğumu görmesinlerdi.. sustuğumu hiç bilmediler.. kalkıp gidecektim buradan.. haberleri olmadan sıyrılıvericektim bacak aralarından.. akacaktım.. hem belki o zaman gözlerimi kapatmak zorunda kalmazdım.. bunu seyretmek zorunda olanlara güzel hatıralar bırakırdım ya.. olmadı işte be anam babam.. sırtımı döndüm.. bir baktım alabildiğine deniz.. kül.. kafamı kaldırdım mavi.. gerçek.. gözümü kapattım al.. hülya.. olsundu kalırdım da.. "kandım gecenin karasına.. artık kimse kıramaz beni.. kül gibi deniz.. o sessiz kız.. kayıp bir sandala binip gitti." ne farkederdi..tanışalım mı tekrar? ben gü .. ağzımın kenarıyla içerim rakıyı.. "ağır otururum.. maksat molla desinler." unut geçen eski günleri.. bunca yıl sonra nasılsın?