2006-04-12

rüzgar içimden geçer..

ruhumu ferahlatan -azıcık- ne varsa.. hepsini sana seslenebilirdim.. ama yok.. "yok sen beni kurtaramazsın.. kurtaramamış kimse kimseyi.." deneme! yanılma! emir kiplerinin paçasına yapışmış o yürüyor, sen sürükleniyorken.. zaman ayağımın altından en yavaş haliyle akıyor.. ve geçmiş kuduruyor.. bu ten elinin altında kıvrılıyor.. olamaycak işlere meyil veriyor ruh.. zihnine yenik düşüyor.. oluyor da oluyor.. yani "açılmaz sandığın o kapıyı yavaşça açtın.." oysa ben kendi başıma yaptım hepsini.. üstelik kurtarıcım 'ben', sözümü sakınmadığında önünde eğilenlerin kafasını kaldırmaya tenezzül etmez.. içimi kemiren kendim, derdimi anlatmama vesile.. oysa kafamı eğip susuyorum.. "yüzümü tutup kaldıran elin.. o kadar güzel. o kadar arsız.." adımı unuttum nerde kalmıştım?
evet! "kaç! kaç benden kaç!" bazen söyeleyeceklerimi toparlayamıyorum.. çoktan söylemiş oluyorlar.. sinir oluyorum..

" sesimi duyma.. bu rüzgarla karışmam diyeceksen eğer.. tadını duyma hayatın.. acı tatlı içmiceksen.. ...
şimdi asla adımı sormam.. yoksam ben yoksam sende.. yalnızlığa yerini sormam.. hiç yoksam.. hiç olmadıysam.. ağlamam! ağlamıcam!"


Blog dizaynı
Fantastik bir akıl oyunudur


Kullanılan fotoğraf bir Zuhal Koçan çalışmasıdır

<--
Get your own Box.net widget and share anywhere! -->